Göç hikayelerine aşina olanlardanım...Dedeler, babaanneler anlatırdı; ....yürü yürü bitmeyen yolları...önüne taş koymaya çalışan insanları...zihninin bir yanında hala göçtüğün yerlerin manzarası varken diğer yanda sana yerleş diye gösterilen memleket manzaralarını seyreylemenin zorluğunu..
Yeniden başlamak zormuş elbet ama memleket kokusu öylesine cezbediymiş ki sana o gücü verirmiş....öyle söylerdi dedem... o yüzden kurgu da olsa benim için çok anlamlıydı anlatılacaklar...Yaşar Kemal öyle bir yazar ki ilk sayfadan itibaren seni hikayenin içine çekebiliyor...öyle sıradan, öyle insani duygular ki anlattıkları...nasıl bu kadar derinden etkiliyor bilemiyorsun.. Poyraz Musa ve Vasili elinden tutuveriyor senin ve hikaye boyunca da bırakmıyorlar...Yine okumak da çok geç kaldığımı hissettiğim romanlardan biri....Şiddetle tavsiye edilir....
"Ben kötülük edenle kötülüğe maruz kalana aynı yüz ifadesiyle bakamam, her ikisine de gülümseyemem diyorum size. Bunu yaparsam o zaman da kendi yüzüme bakamam diyorum."
Nedir bu insanoğlunun kendisi gibi olmayana merakı?, başkasının felaketinden kendisine mutluluk çıkarma arzusu?...Dünyadaki tüm insanlar böyle değil elbet...ama öyle azımsanmayacak bir kesim var ki durup seyreyleyen, susup görmezden gelen ve sen ağlarken senin gözyaşından beslenen...işte bu güruh bizi kör kuyularda ışıksız bırakan....
Masalsı bir anlatım ironik bir yaklaşım...bir solukta bitiverdi yine...tavsiye edilir....
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma