“İyiler sevilir ama istenmez.”
Nobel Edebiyat Ödüllü ilk Asyalı kadın yazar Han Kang’ın Vejetaryen adlı kitabı, yalnızca bu bilgiyle bile okunmayı hak ediyor bence. Zira Nobel gibi büyük bir ödüle layık görülen bir zihnin dünyasını, duygu ve düşünce derinliğini keşfetmek her zaman beni heyecanlandırmıştır. Bu sebeple bu yılı elimden geldiğince Nobel almış yazarların eserlerine ayırmaya çalışacağım.
Vejetaryen, üç bölümden oluşan bir roman. Hikayenin merkezinde Yonghye adında silik karakterli, sıradan bir hayat süren, ataerkil bir ailede büyümüş bir kadın var. Hayat amacı, kendi isteklerinden çok eşini mutlu etmek üzerine kurulmuş. Düşünceleri, arzuları önemsiz sayılıyor.
İlk bölüm, Yonghye’nin kocasının gözünden anlatılıyor. Arada Yonghye’nin iç sesi de duyulsa da oldukça yetersiz.
İkinci bölüm, Yonghye’nin eniştesinin bakış açısından ilerliyor. Bu kısım oldukça rahatsız edici ve yüksek dozda cinsellik içeriyor. +18 diyebiliriz rahatlıkla.
Üçüncü bölüm, Yonghye’nin ablası tarafından anlatılıyor ve hikaye bu bölümle sonlanıyor. Açıkçası en çok ona üzüldüm. Çünkü güçlü görünen karakterlerin aslında ne kadar kırılgan olduğunu burada derinden hissediyorsunuz.
Kitap, bir kadının, toplumun dayattığı kalıpların içinde nasıl yavaş yavaş yok olduğunu, bastırılmış arzuların ve duyguların nasıl sessiz bir çığlığa dönüştüğünü etkileyici bir biçimde anlatıyor. Yalnızlık, anlaşılmamak, kendini ifade edememek… Hepsi satır aralarında derinlemesine işlenmiş.
Han Kang’ın anlatımı adeta bir tüy gibi yumuşak ama içeriği bıçak gibi keskin. Bazı duyguları gerçekten “derinizde hissediyorsunuz.”
Alt metinleri oldukça güçlü bir roman.