Tamer Yiğit

Tamer Yiğit
@tmrygt
Satan sum et nihil humanum a me alienum puto
Sonunda, ölüm kapıyı çalacağına göre neye yarar bunca çaba. "Ne [geç]ti eline [Kendini] böylesine perişan etmekle? [Eriyip bitersin] Üzüm üzüm üzülmekle. K[as]ların sızım sızım sızlar Yorgunluktan, Ve yaklaşırsın] Kaçınılmaz sona! Kamışlıktaki bir kamış gibi kırılacaktır insanlık! Ölüm [alıp götürür (?)] Delikanlıların en iyisini, Genç kadınların en iyisini. Ölüm, Hiç kimsenin görmediği, Yüzünü Kims[e]nin fark etmediği [Se]sini [Hiç kimsenin duymadığı] Zalim Ölüm Yok eder insanları! Ebediyen var olacak Evler inşa ediyor muyuz? Sonsuza dek geçerli Sözleşmeler imzalıyor muyuz? Ebediyen pay edilir mi Bir miras? Sonsuza dek sürer gider mi Kin?
Sayfa 186·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
Gılgamış delirmemişse eğer -ki delirmiş değil- ölümsüzlüğü aramaktan vazgeçip ülkesine dönmeli ve tanrıların kendisine bağışladığı yüce ve mutlu görevinde hem kendi uyruklarına, hem de tanrılara ve onların tapınaklarına karşı hükümdarlık yükümlülüklerini yerine getirmelidir; çünkü her insanın ne zaman öleceği her ne kadar belli değilse de, günün birinde öleceği kesindir ve bundan kaçınılamaz; hiçbir şey kesin değildir bu dünyada, tanrılar bile karşı koyamaz buna. Tanrılar Gılgamış'a kendi oğulları gibi davrandılar, hükümdarlık dahil, onu mutlu edebilecek hiçbir şeyi esirgemediler.
Sayfa 185·Kitabı okudu
Edebiyat
Kaygının kapısı Ziftle, katranla kapatılabilseydi Keşke!
Sayfa 184·Kitabı okudu
Edebiyat
Küplü bir sehpa yapılmıştı ona Bir de {bira fıçısı]. (Tavernacı Kadın) Deniz kıyısına yerleşmişti Taverna{cı] Siduri (Yabancı kökenli olduğu sanılan bu sözcük (ki Akkadçada “o benim siperimdir/o bana siperdir anlamına gelir) Şi.duri diye de telaffuz edilebilir. Bu şekliyle, her şeye karışan İştar’ı adlandırır oldu daha sonraları. Bize göre, burada gizemli, başka bir deyişle, bilinmeyen bir kadın, hem de evli bir kadın söz konusu olabilir, çünkü yüzü “peçeli” dir; ve çiviyazısına göre, adının önünde “tanrısallığı” belirten bir işaret bulunduğu için, öte dünyaya/doğaüstü dünyaya aittir ve “tavernacı”dır: yani ikibininci yılın ortalarına kadar (sonra erkekler üstlendi bu rolü) yürürlükte olan bir geleneğe göre, halka kendi eliyle yaptığı (mesleki becerisi 3· dizede belirtiliyor) bira -ülkenin “ulusal” içkisi- sattığı bir tavernası vardır. Taverna “içki satılan” bir yer olmasının dışında, “köşe bakkalı” hizmeti de görüyordu; temel yiyecekler satılıyordu burada. Tavernacı kadınlar, sadece müşteriler hakkında değil, ülke hakkında da bilgi vermekte, başkalarından daha yetenekliydiler. Burada, dünyanın bir ucunda, müşterilerinin kimler olduğu pek bilinmese de, bu “köşebaşı tüccarları”nın, efsanede yansıyan simgesidir Siduri (bkz. E. Cassin, Note sur le “Commerce de carrefour . . . “, Journal of Economic and Social History of the Orient, IV /Il, 1961, s. 164 ve devamı). Gılgamış’ı bilgilendirmek için, Siduri özellikle gerekliydi yazara; ve folklorun mantığa ihtiyaç yoktur asla.)
Sayfa 170·Kitabı okudu
Edebiyat
Kocalar karılarını terk edecekler senin uğruna!
Sayfa 144·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam