Nereliyim acaba?
Bunu kendime de sorar, bir cevap bulamam. Coğrafyaya, mekana dair bir bağlanma, bir aidiyet duygusu yok bende. Hep yollar, kıvrılıp giden tozlu yollar, eski dökülen otobüsler, kamyon karoserleri, tiren rayları, vagonlar, kurum vs.
Başka kimsenin bilmesini istemedikleri, ortak bir hastalıkları vardı: yaşlılık. Herkes kendi hastalıklarından söz etmek ister, doğru dinleyiciyi bulmaksa ne kadar zeki olduğuna bağlıdır.
Ağlamak mı Bay Raymond, neye?” diye sordu Dill. Erkek olduğunu kavramaya başlamıştı sanırım.
“İnsanların birbirlerine verdikleri acıya... Kimilerinin hiç düşünmeden neden oldukları felaketlere. Beyazların siyahlara yaşattığı cehennem hayatına... Onların da birer insan olduklarını akıllarına bile getirmeyişlerine...”