“Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakikî mürşit ilimdir, fendir. İlmin ve fennin haricinde mürşit aramak, gaflettir, cehalettir, dalâlettir.”
Her tarafta Müslümanlar arasında ‘devlet elden gidiyor’ ya da Fransız Devriminin terminolojisine uygun olarak ‘vatan elden gidiyor’ çığlıkları yükseliyordu. Herkes ‘Devlet nasıl kurtulabilir?’ sorusunu soruyordu kendine. Ne var ki, Osmanlı reformcuları topraklarını koruma altına almak için Avrupa yöntemlerini uygulamaya kalkışınca da, tutucu Müslümanlar bu kez geleneksel dinlerinin tehdit altında olduğuna inanıp ‘din elden gidiyor’ diye bağırıyorlardı.