Çalıştıkları sürece vardılar, varolmak için de çalışmak zorundaydılar - ta ki beden çalışamaz duruma gelip atılana kadar. Aynı şey onları hem canlı hem de ölesiye güçsüz kılıyordu.
Kendimi zorla hayatın hareketlerinin ve amaçlarının dışına attıkça; şeylerle temas etmemeye çalıştıkça - tam da kaçmak istediğim şeyin kucağına düştüm. Temastan kaçınırken kendimi tecrit ettim ve kendimi tecrit ederken de, zaten aşırı hassas olan duyarlılığımı iyice azdırmış oldum. Bu zavallı odanın dört duvarı benim için hem hücre hem uzaklaşma, hem yatak hem de tabut.