Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç
9/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2025 00:16
Yazar evrim teorisinin zaman, mekan ,imkan,tanım,bilgi ve bakış açısı gibi sebeplerle oluşan boşluktan yararlanarak varlığını sürdürdüğünü ancak bahsedilen sebeplerdeki boşluklar azaldıkça teori mertebesinden bile düşerek hipotez(varsayım) aşamasına gerilediğini izah ediyor. Kasım Takım
Düşünce
Boşlukların TeorisiKasım Takım · 9786253863128 · 20252 okunma
Reklam
İndirgenemez Karmaşıklık
Sonuç: Evrimciler ilk hücrenin ve bu hücre organellerinin evrimsel süreç içerisinde milyonlarca yılı içerisinde barındıran çok uzun zaman dilimlerinde yavaş yavaş ve kendi kendine oluştuğunu iddia etmektedirler. Halbuki bu iddia biyolojik işleyişe aykırıdır. Zira bu kabüller bizi indirgenemez karmaşıklıklara sürükler ve çok çeşitli paradokslar oluşturur. Bu paradokslara bütün biyokimyasal reaksiyonlar açısından bakılabilir. Biz çalışmamızda en fazla öne çıkan ve çok bariz olanları vermeye çalıştık. Ayrıca hücrenin evrimsel gelişim veya tesadüfi oluşum gibi uzun ve yavaş işleyen süreçlere tahammülü yoktur. Hücrede "Ya Hep Ya Hiç" kuralı işlemektedir. Yani ribozom yoksa, hayatta yoktur veya enzimi eksik ise canlılık olamaz. Öyle ise o organelin veya bu enzimin ilk hücre varlık sahasına çıkarken hücre içerisinde mevcut olması lazım gelmektedir. Bırakın milyonlarca seneyi, bir gün bile tüm organelleri ve organik/inorganik bileşenleri olmadan hayatta kalamazken ve hücrenin ömrü saatler ve günler gibi kısacık zaman dilimleri ile sınırlı iken, evrimsel süreçte milyonlarca senede oluştuğu, geliştiği ve saire gibi iddialar hem mantığa hem biyolojik işleyişi aykırıdır.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Düşünce
Kâfirin küfrü, hukukuna tecavüzü mübah kılmaz.
Burada Din-i İslâm'ın ruhu ve kitabın hikmet-i nüzulü olan pek mühim bir mes'ele vardır ki, hak ve ihkak-ı hak kaziyyesidir. Kâfirlere karşı böyle mücahede ve ta'kib emirlerini görüp de onlar hiyanet etmeyi, haksızlık yapmayı, yapmadıkları şeyi isnad ile iftira etmeyi mukeza-i diyanet zannetmemelidir. Hak, kâfire dahi taallük etse yine haktır. Ve bir dinin kemali teläkkiyat-ı hukukiyyesinin şumulü ve ciddiyyetinde ve İslâm'ın en büyük inkişafı adil kuvvetinin tecelliyatında aranmak lazım gelir. Kâfirin küfrü, hukukuna tecavüzü mübah kılmaz. Din-i hakkın icabı, kâfirin dahi lehinde aleyhinde ancak Allah'ın inzâl buyurduğu kanun-ı hak ve ahkâm-ı ma'dilet ve esbab-ı ilmiyle hükmetmektir.
Sayfa 83 - 3.cild 4/104·Kitabı okudu
Düşünce
Doğal Seçilim Değil, Güdümlü Seçilim
Aslında olay şöyle; insan ve diğer canlılarda, göz, deri, saç ve benzeri dokuların rengini oluşturan ana bileşen, melanin proteinidir. Bu melanin proteini, ilgili dokuda ne kadar yoğunsa; o doku (mesela göz) o kadar koyu, ne kadar azsa, o kadar açık tonlu olacaktır. Siyah göz en yoğun melanin. Kahverengi göz daha az yoğun melanin Ela göz biraz daha az melanin. Yeşil göz daha az melanin Mavi göz en az melanin. İşte bu renk pigmenti olan melanini kodlayan, DNA'da bir gen bölgesi vardır. Bu gen melanindeki amino asit sırasını belirler. Buna exone bölge diyoruz. Bir de bu genin hemen bitişiğinde bu genden daha uzun olan ve evrimcilerin eskiden çöp DNA olarak nitelendirdikleri bir gen bölgesi daha vardır ki buna da Intron gen diyoruz. Bu intron gen bölgesi melaninin ne kadar çok/ az üretileceğini belirleyen en önemli nokta olarak karşımıza çıkıyor. Epigenetik işleyiş tam da bu intron bölgeler üzerinden yürüyor. Şu anda bilinen beş mekanizması olsa da sadece bir mekanizması üzerinden bu işleyişe bakalım. Intron bölgedeki nükleotitlerin üzeri -CH, (metil) gruplarıyla kapatılıp açılabiliyor. Metil gruplarıyla kapatıldığında buna metilasyon, metil grupları uzaklaştırıldığında buna demetilasyon diyoruz. Eğer bu bölge çok fazla metilasyona uğrarsa, melanin az üretiliyor. Yani gen susturulmuş oluyor. Eğer genlerin üzerindeki metil grupları kaldırılırsa, melanin çok fazla üretiliyor. Yani gen aktifleştirilmiş oluyor. Ne demiştik? Ne kadar melanin, o kadar koyu renk. İşte güneşe maruz kalmak, güneşten gelen UV ışınları ilgili mekanizmayı tetiklenmesine neden oluyor. Daha bilimsel ifadeyle demetilasyona neden oluyor. Böyle olunca da fazla melanin üretiliyor. Dolayısıyla kişi siyahileşmeye doğru adım adım ilerlemiş oluyor. İşte olayın aslı astarı bundan ibaret. Bu durum
Sayfa 67·Kitabı okudu
Düşünce
Propagandanın Gücü
Yokluk denizine düşen evrim yılanına sarılır. Bu da benden özlü söz olsun. Evrim emperyalizmin en büyük fetvasıdır. Zira doğal seçilim gereği, doğadaki olaylan: 'güçlü olan ayakta kalır, zayıf olan yok olmaya mahkumdur" şeklinde okudukları için, kendilerini, 'o doğanın bir parçası olarak mazlum, mağdur ve zayıf Afrika milletleri üzerinde her türlü kullanım hakkına sahip gördüler. Normalde insan vicdanının feveran edeceği zulümleri, doğadan aldıkları bu ilhamla meşrulaştırdılar. Milyonlarca insan bu zülüm karşısında ya köle oldu ya da direnenler yok olup gittiler. Zaten öyle de olmalıydı! bu doğanın da bir kuralıydı ya! Bu evrende zayıf olmak, yok olmayı gerektiriyordu! İşte bu ilhamlarla insanat bahçelerinde hayvan gibi, insanları sergiliyorlar ve onlarla eğleniyorlardı. 1970'lere kadar da siyahi ırk ara form olarak kabul edildiği için, ikinci sınıf insan muamelesi görecek ve otobüste bile oturum sırası buna göre dizayn edilecekti. Ah beyaz adam, ey evrimini tamamlamış ari ve üstün ırk! Sen bu safsata ile ne zulümler eyledin. Ne kanlar döktün ne akıl almaz taciz ve tecavüzlerde bulundun. Bu muydu tekâmül etmiş olmak? Nasıl olurdu da bir tür tekâmül ettikçe canavarlaşabilirdi? İşte ey benim kitabımı buraya kadar okuma zahmetine katlanan sevgili genç okurlarım. Batının bu vahşi yüzünü perdeleyen evrim dogmasını lütfen yeniden sorgulayın. Ve lütfen 'Sosyal Darwinizm' nedir? Alemde ne tür hengâmelere neden olmuştur? Mesela ikinci Dünya Savaşı ile evrimci görüşün bir ilgisi var mıdır? Bu konularda yeni okumalar yapmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Propagandanın gücüne aldanmayın. Bilim dünyası sandığınız kadar masum değil. Evet o bilim ki temelleri ecdadımız tarafından atılmıştır. Bir vakit biz ondan yüz çevirdiğimiz için bizden küsüp gitmiş olan o kıymetli araç,
Sayfa 64·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam