İkinci anlamda (mastar isim) kelâm-ı nefsî: Yüce Allah'ın gaybî kelimeleridir. Bu kelimeler, mutlak olarak maddeden soyutlanmış hükmi lafızlardır. Bu kelimelerin, nisbî, hayâlî veya rûhânî olması fark etmez. Bu kelimeler ezelî olup, lafızların gaybî ilmî bir vaz'da art arda gelmeksizin sıralı bir haldedir. O yüzden bu kelimeler, bir zaman içinde bulunmamaktadır. Çünkü eşyanın kendi içinde art arda olması, zamanlı olmayı gerektirir. Bunu bir açıdan şu şekilde anlamak mümkündür. Göz, yazılmış sıralı kelimeleri içine alan bir sayfanın satırlarını bir anda görür. Bu görme esnasında kelimeler sıralıdır, ancak görme esnasında art arda olmamıştır. İşte göklerin ve yerin nuru Allah'ın bildiği tüm şeyler, Allah için ezelidir ve sonsuza kadar var olmaya devam edecektir.
Ezelde vaz'i olarak sıralanmış bu gaybî kelimeler arasında ezelî ve ebedi olarak art arda olma durumu takdir edilir. İşte Yüce Allah'ın indirilmiş olan kelâmı Kur'ân, bu mânada maddeden soyutlanmış gaybi kelimelerdir, Allah'ın ezeli ilminde sıralıdır, hakiki olarak art arda değildir. Ancak bu kelâm, varlık alanındaki ve bir zamana bağlı dillerin tilaveti esnasında takdirî olarak art arda olur.
..
Kur'ân, Yüce Allah'ın kelâmı olup mahluk değildir. Kur'ân hâdis bir konuma inmiş olsa da, Allah'ın kelâmı olmaktan çıkmamıştır.