Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç
Diş Hekimi
İstanbul
Malatya
90 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı

Miraç Buğra Tokaç

, bir kitabı okumaya başladı
Seyyid Mahmud el-Alusi
10/10 · 1 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Miraç Buğra Tokaç

, bir kitap okudu
Puan vermedi·771 syf.·
115 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2025 08:33
·
2025 12. kitabı
Ebu Mansur El Matüridi
8.9/10 · 87 okunma

Miraç Buğra Tokaç

, bir kitabı yarım bıraktı
344 syf.
Mecit Ömür Öztürk
8.9/10 · 10,1bin okunma
İmam Maturidi'ye Göre İman ve İslam
Bizim iman ve İslâm konusundaki anlayışımıza gelince, din örfünde kendileriyle hedeflenen amaç açısından bunların ikisi de aynı konumdadır, ancak dil açısından kastedilen mâna noktasında farklılık arzedebilirler. İslâm kelimesinin farklı māna ve kullanışları bulunduğundan kâfirlerin psikolojik yapısı İslâm ile nitelenmeyi benimsememiştir, buna mukabil onlardan imanla vasıflanmayı reddeden biri yoktur. Şöyle de düşünülebilir: İslâm bir dinin adı olarak bilindiği halde imanın böyle bir kullanılışı mevcut değildir. Bunun içindir ki dâr-ı İslâm, dâr-ı küfr denildiği halde dar-ı îmân, dâr-ı tekzip denmemiştir, küfrün aynı zamanda tekzip olmasına rağmen... İşte İslâm ile vasıflanmak da bunun gibidir. Dinî açıdan kastedilen nihaî mânaya gelince, iman akıl ve nasların Allah'ın birliği ilkesinin doğruluğuna tanıklık etmesinin adıdır; ayrıca yaratmanın da yaratıklara hükmetmenin de kendisine ait olup bu konuda ortağının bulunmadığına tanıklık edilmesi. İslâm ise kişinin bütünüyle varlığını ve her şeyini tam bir kulluk statüsü içinde Allah Teâlâ'ya teslim etmesi ve bu konuda O'na hiçbir ortak koşmamasıdır. Sonuç olarak her ikisi de kendilerinden kastedilen nihaî mâna açısından bir noktada birleşmiş olurlar. Şu kadar var ki birincisi (iman) Allah'a iman etmek ve zikrettiğimiz şeyleri O'na tahsis etmekle, ikincisi ise sözünü ettiğimiz hususu Allah'a özgü kılmakla hasıl olur. Bu söylediğimize yüce övgüye sahip Allah'ın şu beyanı tanıklık eder: "Allah çekişip duran birçok ortağın sahip olduğu bir adamla (kõle) yalnız bir kişiye bağlı olan (selem) bir adamı misal getirir. Bu ikisi hiç eşit olur mu?". şu yönden ki Cenab-ı Hak müslümanı tek bir efendiye ait olanla nitelemiş, kafiri de çekişme halindeki efendilere ait olana benzetmiştir.
Sayfa 748·Kitabı okudu
"İnşallah(İstisna)" 'ın Kullanım Yeri
Yine söylenen bir söze istisna ifadesi eklendiği takdirde, kişinin onu sarfettiği şekilde geçerli sayılmasına engel olur. mesela hukuki statü içindeki ikrar, akit, vaatlerde ve benzeri hususlarda olduğu gibi, işte iman konusu da bu statü içinde dir. Yine Allah Teala "İnşallah demedikçe hiçbir şey için 'Bunu yarın yapacağım' demeyin!"(18/23) ve (Hz. Musa'nın ifadesiyle) "İnşallah beni sabreder bulacaksın"(18/69) buyurmuştur. Bu ilahi beyanlarda konu edinilen kişiye -verdiği söz istisna ifadesi içerdiğinden- vaadinden cayma niteliği lâzım gelmemiştir. Başarıya ulaşmak ancak Allah'ın yardımıyla mümkündür. Bir de halk arasındaki yaygın teamüle göre, insanlar istisna ifadesini emin olunan kesin bilgi alanında kullanmazlar; bu konuda sarfedilecek istisnalı bir sözü duyan herkes kesin bir redle mukabelede bulunur, mesela duyu ile algılanan bir şeyin söz konusu edilip inşallah denmesi gibi. Halk istisna söylemini sadece şüphe ve zan çerçevesindeki mevzularda kullanır. Allah Teâlâ da iman alanında şüphe ve tereddüt ifadesinin kullanılmaması hususunda "... sonra da asla şüpheye düşmeyenler"(49/15) beyanıyla insanları uyarmış, ayrıca nifak ehlini şüphe ve zanna tabi olmakla nitelemiştir. Bu sebeple "zannederim, tahmin ederim, şüphe ile karşılarım" ifadelerinin kullanılamayacağı her yerde "inşallah" demek isabetli değildir. Başarıya ulaşmak ancak Allah'ın yardımıyla mümkündür
Sayfa 738·Kitabı okudu
Din İslam