Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç

, bir kitap okudu
9/10
·144 syf.·
10 günde okudu
·
2024 8. kitabı
Altay Cem Meriç
8.9/10 · 3.637 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Putlaştırma Formülü
İ'lem eyyühe'l-aziz! İnsanların en büyük zulümlerinden biri de şudur ki: Büyük bir cemaatin mesaisine terettüp eden hasenatı intac eden semeratı, bir şahsa isnad ve ona mal ederler. Bu zulümde bir şirk-i hafî vardır. Çünkü bir cemaatin cüz-i ihtiyarîsiyle kesbettikleri mahsulatı bir şahsa atfetmek, o şahsın icad derecesinde hârikulâde bir kudrete mâlik olduğuna delâlet eder. Hattâ eski Yunanîlerin ve Vesenîlerin ilaheleri, böyle zalimane tasavvurat-ı şeytaniyenin mahsulüdür.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Düşünce
İspat Edenin Sözü İnkar Edenin Sözünden Üstündür
İ'lem! Kavaid-i usûliyedendir ki: Bir mesele hakkında ispat edenin sözü, nefyedenin sözüne müreccahtır. Çünkü ispat edenin yardımcıları var, sözünde kuvvet olur. Nefyedenin yardımcısı olmadığından tek kalır, sözünde kuvvet yoktur. Hattâ bin adam bir şeyi nefyederse bir adam gibidir. Bin adam da ispat ederse ispat edenlerin her birisi bin olur. Çünkü hepsi bir şeye bakıyorlar. Ve bir noktaya parmak bastıklarından birbirini takviye ediyorlar. Nefyedenlerde birbirini takviye etmek yoktur, her birisi tek kalır. Mesela, bin pencereden bir yıldızı görüp ispat eden bin adamın her birisi ötekisine yardımcı olur, sözünü takviye eder. Çünkü o bin adam, parmakla işaret eder gibi o şeyi ispat ediyorlar. Nefyedenler öyle değildir. Çünkü nefiy için sebep lâzımdır. Sebepler de ayrı ayrı olur. Mesela, birisi "Gözümde zafiyet var, göremedim.", ötekisi "Evimizde pencere yok.", ötekisi "Soğuktan başımı kaldırıp bakamadım." der. Ve hâkeza… Her birisi nefyine, müddeasına ayrı bir sebep gösterdiğinden kendisince yıldızın bulunmaması, nefsü'l-emirde de yıldızın bulunmamasına delâlet etmez ki birbirine yardımcı olsun. Binaenaleyh bir mesele-i imaniyenin nefyi hakkında ehl-i dalaletin ittifakları haber-i vâhid hükmündedir, tesiri yoktur. Amma ehl-i hidayetin mesail-i imaniyede olan sözleri, her birisi ötekisine yardımcıdır, takviye eder.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Düşünce
Akademik Ünvanların Açtığı Yan Etki:Taklit
Müfredatlı eğitim kurumları özünde hiyerarşik yapılardır. Sertifikasyonun amaçlarından birisi hiyerarşik statüyü göstermektir. Halk nazarında çoğunlukla bunun bilgi düzeyi ve aynı konuyu konuşanlar arasında daha doğruyu konuşanı tespit etmekte faydalı olduğu düşünülür. Oldukça spesifik bir konuyu tartışan ve aynı konuyu çalışmış iki kişi düşünüldüğünde, konu halkın büyük bir kesiminin bilgi alanının dışında kalacaktır. Örneğin Türkiye'de deprem tartışmaları deprem olduğu zaman akla gelmektedir. Ve çok eğitimli ve kültürlü insanlar dahi deprem konusunda avam düzeyinde bilgi sahibidir. Doğal olarak niş sahalarda herkes taklit edeceği bilgili birini aramaktadır. Böylesi tartışmalarda akademik hiyerarşinin etkisi daha net gözlenir. Bu hiyerarşi gerçekten insanlar nazarında etkilidir. Yan etkisi ise şudur: hiyerarşi kabulü her zaman delil takibini bıraktırır. Bir yerden sonra bu konuya dair entelektüel merakları öldürür. Deprem fazla niş bir saha olduğu için anlaşılması zor olabilir. Ancak tarih de böyledir. En yüksek payenin kendisine verildiği kişi büyük kitlelerce taklid edilir. Oysa tarihte belgeleri kontrol edebilmek, delilleri incelemek branşı tarih olmayan bir entelektüel için imkânsız değildir. Bir noktadan sonra taklide alışılır ve insan iradesini teslim edeceği taklit mercileri aramaya çıkar. Günümüzde de olan çoğunlukla budur. Herhangi bir fikri tartışmada akademik unvanın delil gibi sunulması genellikle bu sebepledir. İlk kitabımızın ilk sayfasına "Fikrin pazarında tek geçerli akçe delildir." diye başlamıştık. Gerçekten taklit ilim değildir ve mutlak mukallit olmaya razı olan, mukallidi olacağı konuda kendisini ilme kapatmış kişidir.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Düşünce
Öğrenmek İçin Okul Şart Mı?
Öğrenmek çoğunlukla örgün eğitim sonucu ortaya çıkan bir şey değildir. Örneğin İngilizce ile alakalı herhangi bir bölümde okuyan birinin İngilizcesi çoğu zaman aynı süreyi turist beldesinde garsonluk yaparak geçirenden daha iyi değildir. Yahut herhangi bir dini ilim dalını hevesle okuyan bir mühendis standart ilahiyat öğrencisi ya da medrese mezununa nazaran, o konuyu çok daha iyi bilebilir.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Düşünce