Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç
B-Ceza Çeşitleri
a-Bedení Cezalar İslâm hukukunda asli ceza, bedení cezâdır. Çünki bedenî ceza, ırkı, cinsiyeti, mâlî vaziyeti, ictimâî pozisyonu ne olursa olsun, herkeste aynı elemi hâsıl ettiğinden, adaletin tecellisine daha elverişli görülmüştür. aa-İdam İdam, ademe gönderme, yok etme mânâsına gelir. Hukuk ilminde, suçlunun mahkeme kararıyla öldürülmesini ifade eder. Şer'î hukukta idam cezası esas itibariyle taammüden adam öldürme, eşkıyâlık (yol kesme), evlinin zinâsı ve irtidad suçunun cezasıdır. Bunlarda idam cezasının tatbik edilmeme ihtimalleri de fazladır. Maktulün velisinin afvı veya diyete râzı olması; eşkıyalık ve irtidadda pişmanlık (tövbe) idam cezası verilmesini men eder. Evlinin zināsında da suçun sabit olması zaten çok zordur. Bunların haricinde idam cezasının tatbiki nadirdir. Ta'zîr olarak da idam cezası verilebilir. Buna ta'zîr bi'l-katl veya siyaseten katl denir. Şer'î hukuk, mesela, hırsızlık, gasp ve adam öldürmeyi âdet haline getirenler, halktan kanunsuz vergi ve harac toplayanlar, livâta yapanlar, büyücüler, sapkın görüşlerin propagandasını yapanlar ve hükümete karşı ayaklananların ta'zîren öldürülebileceğini söyler². İdam cezası, öldürmesi en sür'atli olan silah (kılıç, kurşun vs.) ile yapılır. Salben (asarak) idam, çirkin ve insanlık haysiyetiyle bağdaşmadığı için câiz görülmemiştir. Şer'î hukukta yalnızca yol kesme suçunun cezâsı, mal alınıp ve adam öldürülmüşse, ibret ve teşhir için salben (asarak) idamdır. İdam edilen şahıs, kendi dinine göre merasimle defnedilir. Cesedin denize atılması, yakılması gibi şeyler câiz değildir. Ancak anne-babasını öldüren kimse kısasen ve eşkıya çatışma esnasında öldürülürse, cenâze namazı kılınmaz. bb-Kat-ı Uzv Taammüden [bilerek ve isteyerek] birisini yaralayan veya uzvunu kesen kimsenin, mağdurun talebi hâlinde, aynı
Sayfa 305·Kitabı okudu
Din İslam
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
A-Cezalandırmada Hâkim Prensipler
1-Cezâ, suçu önleyici mahiyette olmalıdır. Ağır suçlar için hafif cezaların verilmesi, bu maksadı bertaraf eder. Bu sebeple İslâm hukukunda, bilhassa bazı mühim suçlar için ağır cezâlar konulmuştur. Vâkıa bu cezaların tatbiki son derece zor şartlara bağlanmıştır ve İslâm tarihinde de nâdir infaz olunmuştur. Ancak cezaların ağırlığı, bahis mevzuu suçların işlenmemesi hususunda insanları caydırmak içindir. Bunda suçlunun cezalandırılmasından başka; hem onu suç işlemekten alıkoymak, hem de cemiyeti onun kötülüklerinden koruyup suçların yayılmasına mâni olmak maksadı vardır. 2-Cezâ, verilen zararı telâfi edici olmalıdır. Nitekim şahıs haklarını haleldar eden katl suçunda kasıtlı fäile idam cezâsının verilmesi; kasıtsız katl suçunda ise diyet adıyla tazminat ödenmesi, maktulün himâyesinden mahrum kalan yakınlarının intikam hislerini giderme; keder ve zararlarını bir nebze de olsa bertaraf etme maksadına mâtuftur. 3-Cezâ, suçluyu ıslâh edici olmalıdır. İşlediği suçun cezâsını çektikten sonra, bir daha ceza almamak için suçtan uzak durmasını temin etmelidir. Idam cezâlarında belki bu maksadın tahakkuku zordur, çünki suçlu ortadan kaldırılmaktadır. Ancak bir başkasının hayatına haksız yere son verme fiilinin telâfisi, suçlunun ıslahı maksadından daha mühim görülmüş ve tercih edilmiştir. Masum bir insanı kasden ve taammüden öldüren kimse, ıslah edilmez kabul olunmuştur. 4-Verilen ceza, işlenen suç ile muvazeneli (dengeli) olmalıdır. Bu sebeple şer'î hukukta çok ehemmiyetli görülen bir takım suçlara ceza öngörülmüş; bunun dışında kalan fiillerin suç sayılması ve bunlara ceza tatbiki, zamanı ve zeminin şartlarına göre hükümdara ve hâkimlere bırakılmıştır. Hükümdar ve hâkim, bulundukları yer ve zamandaki adalet telâkkilerini nazara alarak, bu suçlara en uygun cezaları tayin
Sayfa 303·Kitabı okudu
Din İslam
b-Hadd-Cinayet ve Ta'zîr Suçları
Nasslarda, yani Kur'an-ı kerîm ve sünnet-i nebevîde suç olduğu bildirilen ve cezası da kat'î olarak tayin edilen fiillere hadd suçları (veya cezaları) denir. Hadd, lugatta, men' (engelleme) demektir. Beş suç için hadd cezası vardır: Zinâ, şarap içmek, kazf(iffetli birine zina iftirası), sirkat(hırsızlık) ve yol kesicilik. Bazı hukukçular, siyer bahsi içinde ele alınması âdet olan bağy (devlete isyan) ve irtidad (dinden çıkma) suçlarını da hadd suçlarına dahil ederler. Cinayetler ise evvelemirde hukukulıbâdı (şahıs haklarını) ihlal eden adam öldürme ve müessir fiil suçlarını ihtivâ eder. Bunlar hâricinde kalan ve tanzimi hükümdara tanınmış hakâret, kalpazanlık, rüşvet, ihtikâr gibi çok sayıda suç da ta'zîr suçlarını teşkil eder. Ta'zîr suçları, amme veya şahıs haklarını yahud her ikisini ihlâl ediyor olabilir. Haddlerin sâbit olmaması veya cinâyetlerde af gibi hållerde de hükümdar suçluya taʼzîr cezası verebilir. Hadd, cinayet ve ta'zîr suçları arasında şu farklar vardır. 1-Hadd, mikdarı, hukuken kat'i olarak beyan edilmiş olan cezâdır. Burada hâkimin takdir hakkı bahis mevzuu değildir. Hadd suçu, kat'i şekilde sabit olunca, muayyen cezânın verilmesi icab eder. Sâbit olmazsa, artık hadd suçundan bahs edilemez. Ta'zîr suçunda cezâ muhtelif olup, hâkimin münasip bulduğu mikdarda verilebilir. Kısas suçlarında, vaziyete göre mağdurun veya velîsinin cezâyı seçme hakkı mevcuttur. Nitekim kasden adam öldürme ve yaralamada, maktulün vârisleri veya mecruhun (yaralının) kendisi, fâilin bir mal veya para diyet) ödemesiyle sulh olabilirler. Bu takdirde cezânın mahiyeti değişir. 2-Hadd, en ufak bir şüphe ile düşer. Bu, hadîsi şerif ile sâbittir. Meselâ, zinâ suçunda, tarafların vaktiyle evli olmaları, bir şüphedir. Evliliğin devam ediyor olması şüphesi vardır. Hırsızlık suçunda
Sayfa 293·Kitabı okudu
Din İslam
A-Zımmilerde Can ve Mal Hürriyeti
Bir zimmîyi kasden öldüren Müslüman veya zimmî kısas edilir. Bunun håricindeki öldürmelerde diyet ödenir. Zimmîlerin mallarına yapılan tecavüzler de, aynen Müslümanlara yapılmış gibi muamele görür; tazminat ve icabında cezâya mevzu olur. Hatta Müslümanlar cihetinden meşru ve mütekavvim olmayan şarap ve domuz gibi malları da tazmin edilir. Halbuki Müslümana ait şarabın itlafı hâlinde tazmin mükellefiyeti yoktur. Gayrımüslimler de işledikleri suçlardan, aynı Müslümanlar gibi mesuldür. Dinlerinde izin verildiği için şarap içme suçu hariç, işledikleri had ve kısas suçlarından mesuldür. Ancak muhsan sayılmadıkları için zinâ suçundan dolayı kendilerine recm cezası verilmez. Kendi dinlerine uygun evlilikleri, İslâm hukuku cihetinden câiz olmasa bile, kendilerine zină cezâsı tatbik olunmaz.
Sayfa 284·Kitabı okudu
Din İslam
Cihad
Cihâd, lugatta cehd ile çalışmak mânâsına gelir. Istılahta, insanları İslâm dinine çağırmak, kabul etmeyip, insanların bu çağrıyı işitmelerine, işitenlerin iman etmelerine mâni olan diktatörlerin orduları ile kıtâl, yani harb etmektir. Dolayısıyla harbin sebebi, Müslüman olmayanların düşmanlığıdır. Cihâd, sulhü temin etmek için yapılır. Nitekim Kur'an-ı kerîm ve hadîs-i şerîfler, cihâdın sebebini i'lâ-i kelimetullah, yani Allah'ın adının yüceltilmesi olarak bildirir ki İslâmiyetin her yerde işitilmesini teminden ibarettir.
Sayfa 275·Kitabı okudu
Din İslam