Mordor ordularına karşı koyabilecek yüreğe sahip çok az kişi kalmıştı. Çünkü açlıktan daha tez bir silahı vardı Karanlık Kule'nin Efendisi'nin: Korku ve ümitsizlik.
“Beyaz kollarını kaldırdı ve reddeder, inkâr edercesine ellerini Doğu’ya doğru uzattı. Elflerin en sevgilisi, akşam yıldızı Eärendil, yukarda tüm berraklığıyla parlamaktaydı. O kadar parlaktı ki yıldız, Elf Hanım’ın süreyi yerde hafif bir gölge bırakıyordu.”
”Size diyorum ki Frodo,şu anda sizinle konuşurken dahi Karanlıklar Efendisi’ni sezebiliyor, aklımdan geçenleri biliyorum;en azından elfleri ilgilendiren bütün düşüncelerini biliyorum.O ise hiç durmadan beni ve düşüncelerimi görebilmek için uğraşmakta. Lâkin kapı hâlâ kapalı!”
“Fakat birdenbire Ayna, sanki görüntü dünyasında bir delik açılmış da Frodo boşluğa bakıyormuş gibi tamamen karardı. Kara çukurda, yavaş yavaş büyüyerek neredeyse tüm Ayna’yı kaplayan tek bir Göz belirdi. O kadar korkunçtu ki, Frodo bağıramadan ve gözlerini ayıramadan, mıhlanmış gibi kalakaldı.
Göz, ateş ile çevrelenmişti fakat kendisi camla kaplı gibiydi, bir kedinin uyanık ve dikkatli gözü kadar sarıydı, ve gözbebeğinin uzunlamasına ince siyahlığı bir çukura, hiçliğe bakan bir pencereye açılıyordu.”
”Hayır’ dedi elf. ’Ne öyle yapın, ne böyle yapın diye öğüt veririm ben. Danışılacak bir kişi değilim.Bir şey öğrenebilirsiniz. Gördüğünüz hayır da olabilir şer de, bu sizin için kârlı da olabilir, yararsız da.Görmek hem iyidir hem de tehlikeli.Yine de Frodo, benim fikrimce sizde bu riski göze alacak kadar cesaret ve bilgelik var, yoksa sizi buraya getirmezdim. Nasıl dilerseniz öyle yapın!”