Çünkü Allah buyuruyor:
— Yemin olsun asra ki, muhakkak insan kafi bir ziyandadır. Ancak imân edip güzel ameller işleyenler, bir de birbirlerine hakkı tavsiye, sabrı tavsiye edenler böyle değildir. (Asr Sûresi)
Resûlullah (sav) buyurdular:
Ey insanlar, günahlar nimetleri değiştirir, nimetlerin elden çıkmasına sebep olurlar. İnsanlar (Tebea) iyi olduğu zaman, önderleri onlara iyi muamele ederler. İnsanlar (tebea) kötüleştiği zaman önderleri onlara zorbalık ve zulüm ederler.
Şanı yüce olan Allah buyurur:
— İşte biz, zâlimlerin kimini kimine —işlemekte olduklan günahlar yüzünden— böylece musallat ederiz. (Araf Sûresi, âyet: 129).
Yine Allah’ın Resûlü buyururlar
— Allah’ın indinde, Gök kubbe altında, hevây-i nefs kadar kendisine tapılan daha büyük bir put yoktur. (insanlar hevây-i nefslerinin öyle esiri olmuşlar ve ona öyle tapmaktadırlar ki adeta o, en büyük mabuttur.)
Eskiden sâliha müslüman hanımlar böyleydi. Erkek, ticâret maksadıyla bir yere çıktığı zaman, karısı ona şöyle derdi:
— Aman, haram kazançtan sakın! Biz, açlığa ve sıkıntıya tahammül ederiz. Fakat kıyamet günü cehennem ateşine tahammül edemeyiz.