— Kim âhiret sevabını isterse onun sevabını artırırız. Kim de dünya menfaatini isterse O’na da dünyalık veririz; fakat âhirette ona hiç bir nasip yoktur. (Şûra Sûresi, âyet: 20)
Aklı olan, nefsin şehevî heveslerini açlık yoluyla kahreder. Allah'ın koyduğu ahlâk esaslarını çiğneyen nefsi ancak açlık tepeleyebilir. Çünkü hevâî arzular ve yeme-içme, kişiyi doğru yoldan çıkarmak için şeytanın elinde birer silâhtır.
Nitekim Allah’ın Resûlü (sav) buyururlar:
— Şeytan, insanoğlunun kan damarlarında dolaşır, Onun yolunu açlıkla tıkayın. Kıyamet günü Allah’a insanların en yakın olanı en fazla aç ve susuz duranıdır.
Nitekim Allah’ın Resûlü (sav) buyurur:
— Kalblerinizi açlıkla nurlandırınız, nefsinizle cihad edip onu terbiye edebilmek için, açlığı ve susuzluğu bir silâh olarak kullanın. Cennet kapısına vuruşları açlık ile devam ettirin! Nefsi terbiye için onunla savaşanın mükâfatı, cephede, düşmanla savaşanın mükâfatı gibidir. Allah’ın yanında, açlık ve susuzluk
yoluyla nefsi terbiye etmek için çalışmaktan daha güzel bir amel yoktur. Kim ki devamlı midesini dopdolu tutarsa mâneviyat âlemine giremez, mâneviyattan zevk alamaz ve ibâdetin tadını kaybeder.