K

Dünyanın cazibesi ile âhiretin çağrısı arasında bir o yana bir bu yana doğru gidip gelen bu tereddütlü halim, 488 yılının Receb ayından (Temmuz 1095) başlayarak yaklaşık altı ay sürmüştü. Sonunda iş artık benim iradem dahilinde seyretmekten çıktı ve bir zorunluluk haline dönüştü. Çünkü Allah Teâlâ dilime kilit vurmuş ve ders veremez duruma gelmiştim. Benden ders almaya gelenlerin gönüllerini hoş tutmak için bir gün kendimi ders vermeye zorladım. Fakat dilim tek kelime bile söyleyemedi ve buna asla güç yetiremedi. Dilime çöreklenen bu tutukluk yüzünden gönlüme büyük bir hüzün çöktü. Bunun verdiği üzüntüden sindirim sistemim bozuldu; yemekten ve içmekten kesildim. Ne boğazımdan bir şey geçiyor, ne de yediğim bir lokmayı sindirebiliyordum. Vücudum her geçen gün gücünü kaybediyordu. Durumum öyle bir hale geldi ki, doktorlar tedavimden ümidi keserek şöyle dediler: "Bu hastalık önce kalbe yerleşmiş ve oradan da vücudun mizacına sirayet etmiş. Buna sıkıntı veren dert yok edilmedikçe bu hastalık tedavi edilemez." Bunların ardından, güçsüz kaldığımı ve irademi tamamıyla kaybettiğimi anlayınca; hiçbir çıkar yolu kalmayan dara düşmüş bir kimse gibi Allah Teâlâ'ya sığındım. Kendisine dua eden darda kalmışlara icabet eden yüce Allah, benim duama da icabet etti.
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İç Muhasebe Bu incelemem sonucunda artık iyice anlamıştım ki, âhiret saadetini elde etmek, ancak takva ile ve nefsin arzularına engel olmakla sağlanabilir. Bunu elde etmenin başlıca yolu da, aldanma yurdu olan dünyadan yüz çevirerek alâkayı kesmek ve ebediyet yurdu olan âhirete dönmek; bütün gayretimle Allah Teâlâ'ya yönelmekti. Bunun tam olarak gerçekleşebilmesi için de, makamdan ve maldan yüz çevirmek, insanı alıkoyan meşgale ve alâkalardan kaçınmak gerekiyordu. Sonra kendi durumum üzerinde şöyle bir düşündüm. Baktım ki, pek çok alâka ve bağımlılığın içine gömülmüşüm, çepeçevre bunlar tarafından kuşatılmış durumdayım. Bunun ardından yaptığım amelleri gözden geçirdim; amellerim içinde en iyileri ders vermek ve ilim öğretmek idi. Bu konuda bile değersiz ve âhiret yolunda faydası olmayan ilim dallarına yöneldiğimi anladım. Daha sonra hangi niyet ile ders verdiğim üzerinde düşündüm. Burada da niyetimin halisane ve sırf Allah rızası olmadığını farkettim. Beni ders vermeye iten temel sebep ve etkenin makam sevgisi ve şöhret tutkusu olduğunu anladım. Halimin böyle olduğunu görünce, çok tehlikeli bir uçurumun kenarında bulunduğuma kesin olarak inandım. Eğer durumumu hemen düzeltmeye girişmezsem ateşe yuvarlanmak üzereydim.
Din
Bunları ifade için söylenecek her söz, kaçınılması mümkün olmayan apaçık bir hatadan ibaret olacaktır.
Din
Anladım ki, bir düşünceyi anlamadan ve özünü kavramadan reddetmek karanlığa taş atmak gibidir...
1000Kitap
Cenâb-ı Hak sizleri güzel bir şekilde öğüt alan ve hakka bağlılık hususunda kalbi yumuşayan kimselerden kılsın.
Din