📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çünkü ruhları olgunlaştıran ilim değil, ameldir. Bu sebeple, amel ilmin de gayesi olmuştur.
Onun için, Allah Resûlü Aleyhissalatu vesselâm şöyle buyurmuştur:
"Kim bildikleriyle amel ederse, Allah teâlâ ona
bilmediklerini de öğretir."
"Kim kırk gün Allah teâlâ'ya hâlis bir niyetle ibadet ederse, Allah teâlâ hikmet pınarını onun kalp ve dilinden akıtır."
Tefekkür etmek, Allah teâlâ'dan gelen ilme talip olmak ve kendisini onun gelişine ve kabulüne hazırlamaktır. Ancak tefekkür gücü insanlara göre değişir. Bu sebeple, bir kimsenin bir saatlik tefekkürle kazandığı ilmi bir başkası bir senede kazanmayabilir. Bu
farklılık akıl nurunun insanlardaki çokluk veya azlığı yüzündendir. Akıl nuru ise, takvanın yoğunluk derecesiyle orantılıdır.
Bir dostum bana, bir âlimden söz ederek onun "ledünnî" ilmi inkâr ettiğini, böyle bir ilmin bulunmadığını, ilmin ancak kesp ve tahsil yoluyla kazanılabildiğini söylediğini nakletti. Ben de dedim ki, bu âlim bu inkârıyla sadece, kendisinin ledünnî ilme sahip olmadığını itiraf etmiştir. Çünkü bazı kimseler, kendilerinin sahip olmadıkları şeylerin varlığını inkâr
ederler. Bu sebeple, câhiller bilmedikleri ilimleri, faziletsiz kimseler faziletleri yok sayarlar ve hatta bunlara düşmanlık ederler. Fakat ne bunların inkârları, ne de düşmanlıkları bir anlam ifade etmez.