Bil ki, ilme talep ve iştiyak duyan insanın ruhudur. Onun cesedi ise, kendi zevk ve ihtiyaçlarıyla meşguldür. Bu sebeple, ceset seviyesinde yaşayanlar ilme rağbet etmezler.
Allah Resûlü Aleyhissalatu vesselâm şöyle buyurmuştur:
"Kim (kendi nefsini tezkiye eder mahiyette), "İnsanlar helâk olmuşlardır." derse, kendisi onların en çok helâk olanı olmuş olur."
"Allah'ın rahmetinin eserlerine ve O'nun ölmüş olan toprağı (bahar faslında) nasıl bir daha türlü bitki ve hayvanlarla dirilttiğine bak! İşte bunu yapan gücün sahibi ölüleri de bu şekilde diriltecektir. O her şeye karşı güçlüdür." (Rûm, 50)
Şu dörtlük bu âyetten ilham alınarak yazılmıştır:
Bak kitab-ı kâinâtın safha-i renginine
Hâme-i zerrin-i kudret gör ne tasvir eylemiş
Kalmamış bir nokta muzlim çeşm-i dil erbabına
Sanki âyâtm Huda nur ile tahrir eylemiş
Bu dörtlüğün mânası şöyledir:
Kâinatın renkli olan yüzüne bak,
Kudretin altın fırçasının ne resimler çizdiğini gör.
Kalp sahiplerinin gözünde karanlık bir şey kalmamış;
Allah teâlâ, sanki eserlerini nur ve ışıkla yazıp çizmiş.
"Sonra o gün, nimetlerden hesaba çekileceksiniz." (Tekâsür, 8)
Onun için, Allah Resûlü Aleyhissalatu vesselâm şöyle buyurmuştur:
"Fakir mü'minler, zengin olanlardan beş yüz sene önce cennete giderler." Çünkü onlar cennete giderken, berikiler henüz nimetlerin hesabını verirler.