"Dükkandan çıktık ve gökyüzüyle karşı karşıya kaldım. Kulağa pek öyle gelmiyor ama muhteşemdi. Yukarı bakarken ağzım açık kaldı ve vay dedim içimden. Resimli kitaplara özgü bir gökyüzüydü, yastığımsı bulutların olduğu mavi bir gökyüzü. Bundan sonra söyleyeceğim şeyi umarım pek anlayamazsın, Denizci. Ama o kadar uzun zamandır aşağı doğru -bebek arabalarına, Velcro ayakkabı bağcıklarına, meşgul kafacığının tepesine- bakıp duruyordum ki o durumda, o şekilde gökyüzüyle karşılaşınca, kocamın bakışı gibi bu da bende ani bir sarsıntı yarattı. Zamanla insan nelere uyum sağlıyor, şaşılacak şey. Gökyüzü hep oradaydı -yani bu besbelliydi, besbelli tabii, ben burada bilgece inciler saçıyor değilim elbette ama o kadar uzun bir süredir senin başında kamp kurmuşum ki, gökyüzünün olmadığı bi hayata uyum sağlamışım."