İt olana tasma yerine taç takanlara duyrulur: Baya tuzlu oldu (:
Bugün 2 ölçek mini tartoletlerin yarısıyla çikolatalı kurabiye yapacaktım. Dün akşamdan hamuru hazırlayıp dolaba atmıştım. Normalde ince tanecikli tuz kullanıyoruz ve ben buzdolabı poşedinde şeker (!) buldum. O an taneciğine göre karar kıldım ve biraz loştu. Tuz olmasının mümkünatı yoktu. Ve damla çikolata koyacağım için normalden az şeker koydum. Hamurun tadına bakacaktım unuttum. Bugünle birlikte toplam 3.30 saat harcadım. Bizimkilere kahve yapıp götürdüm. Ablamla konuşurken anneme de yemesi için ısrar ediyordum. Kadın yedi ve "Bu ne böyle tuzlu baya?" dedi. Tipiyle şaka yapıp yapmadığını anlamadım. Sonra ablam da ısırdı ve ağzından direkt hafifçe tükürdü. Ve "Haahahaa çok komik tamam, şimdi sıra bende." deyip kahveye bandırdığımı daha ısıramadan baya tuz tadı geldi ve "Ohaa şaka değilmiş. İnanmıyorum bu nasıl tuz olabiliiirr?" ama sona doğru sinirden ağlamaklıyım. "ŞEKER BÖLÜMÜNDE TUZUN NE İŞİ VARDI? BUZDOLABI POŞETİNDE TUZU KİM KOYDU?" diye biraz sinirlenirken bir sıcak bastı, bir tansiyonum düştü anlatamam. Güldük de baya ama hep sinirden ve öyle böyle yaşanan aptallıktan. "Sahte meyve tabaklarına benziyor: Biz ona bakıyoruz o bize bakıyor ama yiyemiyoruz. Hoş bu gerçek ama yiyemiyoruz yine de. ><" deyince annemin çözümü "Üzülme ıslatır tavuklara yediririz." oldu. "Bunun yarımını yiyen tavuğun yaşayabileceğini düşünüyor musun, hepsi çöpe. -_-' Ben yapmış olsam bile hiçbir albenisi yok. Sen nasıl yedin anne, delirdin mi?" deyince "Sen ısrar ettin, yemesem üzülecektin." dedi. 🤦‍♀️ Ben zaten minik kurabiye ve minik şekilde yapmıştım. Tatsın istedim ama tuzlu olduğunu bilmiyordum. İlk tepsi de çıkınca normalde tadarım ama tadasım gelmedi, yemek için hep birlikte olmayı bekledim. 😅😅🤦‍♀️ Poşet suçlusu annem. Ve ilk onda patladı. Tuzu seven ben bile o kahveden ötürü
Hayata Dair
yarın sınava girecek olan kardeşime torpil geçip istediği yemeği yapacaktım. getirden sipariş verdim hala gelmedi. yazıklar olsun. torpilim kursağımda kaldı ☹️
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hayırlı geceler Dildâde yine ben geldim. Yoruldun biliyorum beni dinlemekten. Ama ben de insanım Dildâde anlatmam gerek sana, içimi dökmeliyim. Hem istersen ben de seni dinlerim. Gerçi sen hep susmayı tercih ediyorsun. Evet, haklısın yine de anlaşıyoruz. Susarak daha çok şey söylüyoruz birbirimize, doğru. Neyse Dildâde fazla vaktini almayayım. Hem belki çalışacağın sınavlar vardır. Bazen olmayacağını bile bile çalıştığın sınavlar... Gece uykusuz kalmaya, gözlerini derecelendirmeye, anne babanı bi umut çıkmazına girmeye sebebiyet verdiğin sınavlar... Ama bil ki bu haksızlık sana özel değil. Niceleri var senin gibi haksızlığa uğrayan... Niceleri var ki 1. olmuş ama tanıdıksızlıktan atanamamış, niceleri var ki babasının emekli maaşına kitap alan sonra atanamayıp mahcubiyetle başını kaldıramayan, niceleri var ki çalışmaktan yatağa düşen... Var işte Dildâde, anlattırma şimdi bana. Yoksa dolar yine gözlerim, ağlak birisiyim biliyorsun... Emek neydi Dildâde? Basit bir şey miydi bu? Herkes uyurken ders çalışmak, herkes gezerken ders çalışmak kolay şeyler mi? Hayır hayır, kızdığım nokta ders çalışmak değil. Emek olmadan yemek olur mu hiç? Olmaz pek tabii. Ya da olmamalı... Emeksiz yenmemeli o ekmekler. Milletvekili yakını diye atanmamalı mesela, şu partiye oyu var diye girmemeli o işe. Düpedüz torpil bu Dildâde. Adı bile yüreğimi sıkıştırıyor benim, sende de öyle biliyorum... Haram değil mi bu Dildâde? Ya da bunları yapanlar neden Müslüman rolü oynuyorlar? Bi kulak verselerdi ya Kainatın Efendisine: “Kim bir işe liyakatli olmadığı hâlde talip olur ve bu görevi hileyle alırsa, o görev ona haramdır.” (Müslim, İmâre 14). Ne çok şey söylenir Dildâde ama ben de senin gibi susacağım ve Yaradana teslim olacağım... Hiç koyar mı Rabbim haklarımızı yerde? Koymaz Dildâde iman
“Gülmek için ağlamam gerektiğini öğrendim. Hayat merhametli değildi; ama kimseye torpil geçmeyecek kadar adildi.”
Gecikenin Neden güzelleşiyor olabileceği (Sevgi+ Aşk)
Her gün yeniden aşık olacağım birini seçiyorum Öyle bir uyumumuz var ki ben oyum o da ben Karışmışız ama kendi benliğimizi korumuşuz da Birbirimizi bulmuşuz, kolaylaştırıp dengelemişiz Birbirimizi beklemişiz ve sonsuza dek birbirimize ait olmuşuz Birbirimizi büyütüp destekliyoruz Bakışlarımızla konuşup anlaşıyoruz Beni benden daha iyi tanıyor Onu ondan daha iyi tanıyorum Bana dair en ufak bir şeyi bile kaçırmıyor Ona ait en ufak bir şeyi bile kaçırmıyorum Sevginin de yenilenen, her an derinleşip güzelleşen halini seçmişiz. Onun yerini korudum Benim yerimi korudu O yokken saygı duydum Ben yokken saygı duydu Benim için kendini geliştirip güzelleştirdi Onun için kendimi geliştirip güzelleştirdim İkimiz de hakikati biliyoruz ve bunu her şeyde tercih ediyoruz Su gibi berrak ve şeffafız. Gelişi güzel değil, derin ve ince ince seviyoruz Yan yanayken de özlüyoruz Yan yanayken de doyamıyoruz Her an her yerde Birbirimizin önceliği haline gelmişiz
Devamı: Hassas İçerik + 18
Aileden birinin tanıdığıymış tamam mı, hocanın üçüncü gözü açık sanıyorlar ama meğersem musallatlısı var ve bilgi alış- verişi yapıyorlar. Benim bu tarz insanlarla ya da işlerle alakam olmaz. Bir ara yorgun, bitkin ve sürekli hasta olduğum için nenem aradı "Senin için şeyh getirdik, gel seni okusun." dedi. Emrivaki de sevmem ve içim direkt huzursuz oldu ama ilçe değiştirmiş olduğu için ayıp olmasın ve de enerjisini ölçmek için gittim. Hoş, sonrasında nenemleri azarlamak için de gittim. O zaman perçem kestirmiştim e tabi, üçüncü gözüm tam görünmüyor. İçeri girdim, selamlaştım. Adama dönüp merhaba deyip oturdum. Öyle ağır enerji geldi ki el sıkışma dahi istemedim. Ve birine ben şeyh mevkisini layık görmemişsem istediği kadar şeyh olsun, saygım olmaz, ilgim de, sorum da, cevabım da. Direkt 1-2 m' lik mesafeden kahkülüme uzanır gibi oldu ben kendimi hem geri çektim hem de tip tip baktım. Aile temasını bile sevmezken sen kim köpek, saçıma dokunma girişiminde bulunuyorsun? Hem izinsiz hem de sebep söylemiyor. O zamanlar bu alanlarda yeniydim ama kişinin rızasının alınmasının esas olduğunu biliyorum. "Bakmam için alnınızı tam görmem lazım." dedi. "Anlamadım, neye bakmanız için? Ne alaka?" dedim. Ama her an küfür edip adamın suratına dalacak gibiyim. Sonrasında da "İzinsiz saçıma da olsa dokunmayın. O eliniz benim yakınıma o şekilde yaklaşmasın." derken içimden de "Allahım bu ne yapıyor ya da ne yapacak bilmiyorum, alanımı gizle. Görmesini reddediyorum." vs. deyip adama da "Ne yapılacağını ya da nasıl yapılacağını geçtim, izin dahi almadan neye başladınız? Bu ne kadar Allah rızası için oldu?" demiştim. Bozuntuya vermedi. Bir şeyler söyledi o an pozitif dahi olsa ne demiş olursa olsun kulak asmayacaktım. Sonradan öğrendik ki okumayı yapan musallatı, ona da muska gibi şeyler
Duygu ve Düşünce

Asra Zifir

@Kara_Orumcek_Zambagi
·
Enerji Çalışmalarında- Uyanış Kurslarında DİKKAT! +18
O alanlarla sıfırken direkt kurslardan başlamayın. Hocanın geçmişini -eğitim süreçlerini, eğitimlerini vs.- bilmeden ders almayın. Sizden çalışmalar için izin istendiğinde açık ve net şekilde izin verin: "Sadece bu bilmem ne çalışması için izin veriyorum." ile "İzin veriyorum." hiç aynı şey değil. Güzel alanlar ve bilinç olmasına rağmen bilinçsizlik çok fazla. Şifa ya da bilgi sağlayayım derken musallatlanırsınız ve direkt farkında da olmazsınız. Özellikle para verdiğiniz konserlere dahi dikkat etmeniz lazım: Özgür irade yasası var ve siz para verince oradan almaya gönüllü hale geliyorsunuz. Katılım için belirlenen ücretse ücreti sağlayınca bilerek ya da bilmeyerek katılmış oluyorsunuz... O yüzden yavaş ama emin adımlarla gidin. Hakikati bulayım derken belanızı bulmayın. En çok çocuklara dikkat edin: Korku halinde olanlara, soyutlanmış olanlara, üzgün- acılı olanlara, tembelken birden başarılı olanlara, biriyle konuştuğunu -soru/ cevap- söyleyenlere, canlı ve kıpır kıpırken birden sessizleşip melankoli hâle girenlere... Onlar tam ne olduğunu anlar ya da anlamaz ama siz anlamak zorundasınız. Bazıları çocukluktan yetişkinliğe kadar fark etmemiş veya fark ettirilmemiş oluyor. Bazılarına ise birkaç hafta sonra dahi ya kendini ya da çevresindekileri oldürtüyorlar: Tesir gücüne bağlı. Kapanık oluyor, soğukluk hissetmeye başlıyor, uyuyamıyor, karanlığa çekiliyor, simsiyah giyinmeye başlıyor, bir anda mutlu bir anda suratsız oluyor, Kuran okuyup sevinç gözyaşı akıtırken çocuk ama delirmiş çocuk aklına benziyornsonralarda asla tahammül edemiyorlar ne insanlarla görüşmeye, ne gülmeye, ne sirke kokusuna vs. öfke patlamaları, saldırganlaşma, bakışları ve yüzü tuhaf vs. oluyor. O hayattan koptuğunda ya da kopardığında çok geç oluyor. Türbeye almışlardı içine girmedi. Hocalardan
Duygu ve Düşünce