#OkudumBitirdim
Kuyucaklı Yusuf/ Sabahattin Ali
Kuyucaklı Yusuf, yazardan okuduğum üçüncü kitap oldu . "keşke daha önce okusaydım" dediğim bir Başyapıt. Roman ilk bakışta klasik bir Anadolu hikâyesi gibi görünse de, aslında derin toplumsal eleştiriler barındırıyor.
Osmanlı'nın şer'i hükümlere dayandığı bir dönemde bile torpil, rüşvet, taciz, tecavüz, kumar, adam kayırma gibi toplumsal çürümenin nasıl sıradanlaştığı ustalıkla anlatılyor kitabımızda. Rakı sofralarında memurların, subayların bulunması ve kadın-erkek ilişkilerinin, dönemin dinî yapısıyla çelişen biçimde ele alınması, bana şu soruyu sormama sebep oldu. "Şeriat bile gelse, içinde iman ve ahlaki değerleri olmayan insanı ne değiştirebilir ki?" Romanı sadece edebi bir metin olarak değil, ahlaki ve sosyolojik bir yönüyle ele alan manifesto olarak da okumamız gerektiğini düşünüyorum.
Sabahattin Ali, Cumhuriyet öncesi dönemde Anadolu’nun çürümüş düzenini, adaletsizliğini ve insanlardaki ikiyüzlülüğü Yusuf’un sessiz ama dimdik duran karakteri üzerinden günümüze taşımış. Yusuf, yalnızca kendi kaderini değil, toplumun vicdansızlığını, dışlanmışlığını ve masumiyetin ezilişini omuzlarında taşıyan, bir toplumun mağrur ama yaralı bir ruh hâline dönüşmüş bir toplumun temsili gibiydi adeta.....
Kuyucaklı Yusuf, günümüzde de hâlâ yaşadığımız pek çok sorunun köküne ışık tutan güçlü bir eser olarak hafızama kazındı.
Şiddetle tavsiyemdir...