ToSe

İki zit insan
Kırk yaşlarında bir beyefendiyle tanıştım. Çok ağır bir insan. “Ağır ağabey” dediklerinden... Eşi ise çocuk gibi, cıvıl cıvıl, kıpır kıpır... “İkiniz, birbirinizin zıddı olduğunuzun farkında mısınız?” dedim. Erkek, “Evet. Çok hareketli, çok çocuksu bir eşim var” dedi biraz şikâyet edercesine. “Eminim eşin de senin çok ağır, monoton olduğunu düşünüyordur...” dedim. Eşi, “Evet hocam. Kocam çok sıkıcı” dedi. Adama dedim ki: “Eğer eşin de senin gibi ciddi biri olsaydı, elli yaşına geldiğinizde doksan yaşında olurdunuz. Senin çocuk ruhlu eşin, içinde unuttuğun çocukla arkadaşlık kuran, onu hayata geri getiren bir nimettir. Karın çocuksu davranışlarıyla seni gençleştirecek, sen de onu olgunlaştıracaksın. İkiniz çocuksu olsanız bir şey yapamazdınız, ikiniz ağır olsanız hızla yaşlanacaktınız. Bunun ortasını bulmanız gerekiyor. Herkes karşısındakini kendine benzetmek ister. Benzetmeyi başarınca da o kişi kendisi gibi olur. Sonra da kendisine benzettiği kişiden soğumaya başlar.” Her şeyin dengesi iyidir. Ne fazlası ne de azı... Ortayı bulabilmek...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Anne baba kız evlada artık evlen, torun sevemeyecek miyiz diye baskı kurar. Erkek evlada ise hayırlı kısmet ararlar. Bilinçaltımıza bir yerlerde evlenmenin, yuva kurmanın kurtuluş olduğu ekilmiş. Yuva kurmak harika bir olaydır. Herkesin yuvası olsun. Lakin sorun şu: Birçok kişi eş seçerken, aradaki enerji bağına bakıyor. Siz arınmış, korkularının farkında, beklentilerinin farkında biriyseniz, hayatınıza doğru kişiyi çekme şansınız yüksek. Lakin aceleci davranıp, sonucu düşünmeden hareket ettiğimizden dolayı, o an gördüğümüzü kısmet sanıp, hayatımıza çekmeye çalışıyoruz. Peki hayatınıza kimi çektiniz? Bilinçaltınızın size hediyesi olan, sizi sınava sokacağı kişiyi...

ToSe

, bir kitabı okumaya başladı
Marshall B. Rosenberg
8.6/10 · 2.333 okunma
I like people. Everybody has a story to tell and I want to hear it. - Jürgen Klopp Source: The CEO podcast - Jürgen Klopp Time: 10:20
Rabbimiz size şah damarımızdan daha yakındır 
Vesvese iki noktadan çok iyi yakalar: Birincisi “sevilmiyorsun” der, ikincisi “yalnızsın” der. Oysa Allah şahdamarından daha yakındır bize. Demek ki yalnız da değiliz, seviliyoruz. Vesvese size oyun oynamaya çalıştı. Golü yerseniz. Artık insanları yargılamadan, sakin dinliyorum. Dinlediğim kişinin içindeki güzelliklere odaklanıyorum. Güzellikleri düşündükçe, karşımdaki kişinin de konuşmasının daha iyiye doğru gitmeye başladığının farkındayım. Onun da bir şekilde takılı kaldığı yerden çıkacağına inanıyorum.