Zamanla, toplumun inanç ve ahlak çöküşü Onu derinden rahatsız etmeye başladı.
Zayıfların ezilmesi, güçlünün haklı sayılması, putları hayatlarının merkezine almaları...
Kalbinde büyüyen bir hicap vardı:
"Bu hayat böyle mi sürmeli?"
Yalnızlığı seçti.
Dağların sessizliğine sığındı.
En çok da Hira Mağarası'na...
Orada saatlerce, günlerce kalırdı.
Göklerin sessizliğinde düşünür, yeryüzünün çığlıklarını kalbinde hissederdi.
İşte o anlar, insanlığın yeniden dirilişinin hazırlığıydı.
Gerçek şuydu ki Halk için hikâyeler her şeydir. Hikâyeler, Ölümlülerin kavramakta güçlük çektiği temel bir şekilde onlarm ve dünyalarının bir parçasıdır; bir hikâye geçmişten gelen tekil bir olay olabilir ancak -en önemlisi- aynı zam anda davranışlarını şekillendiren ve gelecekteki olayları öngören bir modeldir.
İnsan kendi iç gözleminden uzaklaştığı nisbette otomat ve taklitçi olmaya mahkûmdur. İçindeki âleme kuvvetle dalmayan, onu tanımayan insan etrafındakileri taklit eder, umumi cereyana kendini kaptırır, herkes gibi olur.
Ey güneş doğuncaya dek bütün gece boyunca uyuyan kişi, kabrindeki karanlıkları aydınlatacak bir meşale yakmayı düşünsene! Yemek ve uyumak sadece hayvanlara yaraşır bir meşgaledir. Kendini uykuya terk eden, Hakk'ın lûtuflarından hiç nasiplenemez.