Benim sorunum neydi? Ölümüne depresif değildim ama mutlu da değildim, bu iki duygu arasında bir yerde süzülüyordum. Bu iki çelişen duygunun çoğu insanda aynı anda var olduğunu ve var olabileceğini bilmediğim için daha çok acı çekiyordum.
Kadınlara bakış açınızda pasif olmaya yatkınsınız. "Toplumdaki rolüm bir kadın olmak, o yüzden en fazla bu olabilirim," diye düşünüyor gibisiniz. Bir diğer deyişle kendi kişiliğiniz yerine dış etkenleri suçluyorsunuz.
En önemli sonuçlar bunlar: Çok endişelisiniz ve sosyal durumlarda işlevsel olmakta zorlanıyorsunuz, olduğunuzdan çok daha kötüymüşsünüz gibi düşünmeye de yatkınsınız. Duygu durumunuzu son derece öznel, aşırı hassas ve genellikle depresif bir açıdan deneyimliyorsunuz. Durumunuzun çok sıradışı olduğunu düşünüyorsunuz.
Bir saat tamircisi, bana sahip olduğum en değerli şeyin zaman olduğunu ve başarmam gereken çok şey olduğunu öğretmişti. Sıkkın canım üniversiteyle ilgili beni motive etmezken artık çok güzel planlarım vardı. Başkalarına göstermek için değil kendi potansiyelimi merak ettiğim için olabilecek son noktayı zorlayacaktım.
"Sadece öğrenmek için değil, unutmamak için de iyi gelir yazmak... Hangi trene binersen bin o tren güzel bir yere gider evladım. İnsanın aradığı gittiği yerde değildir çünkü. İnsan kendi içindekini götürür zaten gittiği yere..."