"Bugün dünya üzerindeki en güçlü devlet Türklerinki ve Türkler silahları çok sevdikleri ölçüde, ilim irfan işlerine uzak duran bir halk."
Bu sözler Montaigne ait.
📚Denemeler- Sayfa 85
İnsan bu satırları okuyunca gururlanası geliyor, "Hey hey o atalar benim, ben onların torunuyum" demek istiyor.
Tabi uzun sürmüyor, ilim irfana olan yaklaşımımızın değişmediğini hatırlayınca.
Yurt dışına çıkma imkanı elde eden herkes bilir ki, bizde bir sorun var.
Sınır ihlaline varan, başkasının hakkını gözetmeyen bir yaklaşım var, kuralları esnetmeye meylimiz var. Tüm dünyaya ahlak dersi veren Ataların, ahlâksız torunlarıyız.
Yokluk nedir, yoksulluk nedir, garibanlik nedir?
Edebiyat okunmadıktan sonra, üzerine kafa yorulup, konuşulmadıktan sonra, gerekli ders alınmadıktan sonra anlamı var mıdır?
Dünya edebiyatına bakınca :
Hamsun "Açlık", Zola "Germinal, O.Kemal "Eskici ve Oğulları", Steinback "Gazap Üzümleri" hatta Dostoyevski "Suç ve Ceza" yazarlar başka başka coğrafyalarda, yokluk nasıl olur, nedir, ne değildir, işliyor ve anlatıyorlar.
Yani demem o ki, bizler günümüz şartlarında 20 saat aç kaldık mı hiç?
Mecburiyetten yirmi saat aç kalmayan anlamaz, anlayamaz gerçek yoksulluk nedir.
Bizim pırlantalarımız küçük geliyor.
✨Ahlâklı mıyız?
Misal: Elinde gücü bulunduran bir kişi düşünelim, markette şef olsun, sitede kapıcı olsun, ya da okulda idareci elinde tuttuğu güç her ne ise bunu kendi menfaati için kullanmış mı?
Yakın çevresi için imkan olarak sunmuş mu?