Sabahattin Ali’ye karşı hep bir önyargım oldu. Popüler kültürün var ettiği bir kişi olarak düşündüm. Kitapları hep çok satanlar da herkes onu okuyor. Belki de sırf bu yüzden ondan özellikle uzak durdum. Onu diğer Türk Edebiyatı yazarlarından farklı görmüyordum. Çok okunmasının tek nedeninin toplumun onu ön plana çıkarması olduğunu düşünmüştüm.
İlk okuduğum kitabı “Kürk Mantolu Madonna” oldu aslında ucuz bir kitap almam gerekti ve bunu tercih ettim. Kitabı okuduktan sonra intibam değişmedi ama etkilenmedim değil. Sabahattin Ali çok sıradandı galiba bu sıradanlığı çok hoşuma gitti. Onun hiçbir şeyi, bir özelliği yoktu sıradan dümdüz bir Anadolu insanıydı. Kitaplarını okuduğumda insani duygularım kabardı sadece.
Sabahattin Ali 3 büyük roman, çeşitli hikayeler ve şiirler yazmış. Ayrıca hepimizin bildiği “Göklerde kartal gibiydim” şarkısının yazarı kendisi. Bu incelemede her birini ayrı ayrı ele alacağım ama öncesinde belirtmem gereken bir şey var.
Bu yazıları kimse için yazmıyorum yazdığım tek kişi gelecekteki kendim. O yüzden bol bol hata, yanlış, kusur olabilir. Okuyan insanlardan bu konuda özür diliyorum.
HİKAYELERİ:
Hikayeleri 4 kitaptan oluşuyor; “Yeni Dünya”,” Kağnı, Ses””, Değirmen ”,”Sırça Köşk “
Bu hikayelerde genel olarak bahsettiği şeyler birbirine benzer ve çok anlaşılır. Zaten kısa olduğu için vermek istediği mesajı çok net bir şekilde veriyor yazar. Özellikle köy halkının durumunu ve sevgi teması çok iyi işlenmiş . Hatta bunları yaşadığı ve önemsediği anlaşılıyor. Şehirleşme, köylü-şehirli çatışması, dedikodu, para, hırs, askerler, doktorlar ,aile sevgisi, rekabet, kibir, gurur ,ikiyüzlülük ,kader ,şans ,ekmek parası, statü farkı ,ekonomi ,çıkar ,arkadaşlık ,sadakat her türlü alan ele alınıyor hikayelerde. Yazarın yaptığı betimlemeler gerçekten çok güzel.