Selçuk Özdemir

Selçuk Özdemir
@trifon23
Bir yer var, biliyorum; Herşeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum.
Yetersiz!
5/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2025 14:11
Açıkcası öyle bilgileneyim ve bir şeyler öğreneyim diye okunacak bir kitap değil. Kafanızı yormuyor. Bazı yerlerde ciddi sıkılıyorsunuz. Olay örgüsü çok uzatılmış ve bir yere varmıyor çünkü bu bir seri. Devam ediyor yani. O yüzden tek başına okuyacaksanız okumayın. Onun dışında yeni yeni kitap okuyorsanız hızlanmak için tercih edilir bence. O bakımdan güzeldi.
DönüşümMorgan Rice · Sonsuz Kitap Yayınları · 2012469 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 10:10
" İçeri girdiklerinde, duvarda efendilerinin portresini gördüler; portre tıpkı, onu son gördükleri gibi, o mucizevi gençlik ve güzelliğiyle göz kamaştırıyordu. Yerde smokinli , kalbine bıçak saplanmış ölü bir adam yatıyordu. Adamın yüzü buruş buruş, sarkık ve tiksinti vericiydi. Ancak yüzüklerine baktıktan sonra adamın kim olduğunu anlayabildiler. " Muhteşem bir bitiriş!
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İş Bankası Yayınları · 202199,3bin okunma
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2023 15:34
Tanabay derin bozkırda arkasında bıraktığı mesafeye baktı. Buraya kadar nasıl gelebildiğine şaşırdı. Başlangıçta ne kadar da uzun gözükmüştü gözüne, şimdi ise tepeye az bir yol kalmıştı. Tanabay durdu ve biraz manzaraya doğru bakındı. Atı Gülsarı'ya baktı. Nasıl da geldik ha Gülsarı. Baya hızlı geldik. Tanabay kolhoza yardım için öte köye varmaya çalışıyordu. Gün yavaştan ağarmaya başlamıştı. Gülsarı yorulmuş Tanabay'ın yüzünden terler damlıyordu. Tanabay işini bilen bir adamdı. Kolhoz'un devamı için yapması gereken işi yapardı. Son yıllarda işler değişmişti tabi. Kolhoz'a işinin eri olmayan adamlar atanmıştı. Tanabay anlamazdı! Belki de anlamadığından böyle diyordu. Derin bozkırda koyunları güdüyor. Köyüne ve devletine -komünist varlığına bir destekte o olmak istiyordu. Savaş döneminde de böyle yapmıştı. Cephede karşı düşmana hücum ederken de böyle yapmıştı. Devletim, vatanım, milletim demişti. Şimdi ne olmuştu da böyle şeyler dönüyor emin değildi. Savaş bitince her şey iyi olacak gibi gelmişti. Köyüne dönmüş, çocukluk aşkı Canbay ile evlenmişti. Sonraları Canbay'ın ona neden baktığını anlamamıştı. Kara gözleri, uzun saçları ve ufak gözleri ile başka bir erkeğe'de aşık olabilirdi. Tanabay ise sıradan biriydi , aptal biriydi. Savaştan sonra gidişat iyi olmamıştı. Toprak babalarından malları alınmış ve sürgün edilmişti. Varlıklar kolhoza bağışlanıyordu. Tanabay var gücüyle kolhoza destek olmak istemişti. Devlet başta olmalıydı. Yoksa kurdu çakalı çıkar bağımsızlığa leke sürerdi. Arkadaşı Bektur o zamanlar kolhoz'un başındaydı. Onun ricası üzerine yayla'da koyun gütme işine verildi. Her yıl koyunları çoğaltmaya çalışıyordu, yünlerini de kolhoz'a veriyordu. Son günlerde işler tam tıkırında değildi. Tanabay yayla'da zorluklar çekiyordu. Kış çetin vurmuştu. Gülsarı'ya ve
Elveda GülsarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202321,2bin okunma
Korkuyu mu Bekliyorsun?
8/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
Kapımın önüne varıyorum. Elimi yavaşça anahtarlığı her zaman koyduğum yere götürüyorum. Bir elim her seferinde burada. Belki düşürebilirim diye temkinli davranıyorum. Buna rağmen varlığını hissettiğim anahtarlık beni rahatlatıyor. Bakalım bu sefer tek seferde anahtarı deliğine denk getirebilecek miyim? Yok gene denk gelmedi. Hemen diğer tarafını çeviriyorum. Arkada da gözlerim olsaydı bana bakan çocukları görebilseydim. Top bir o yana, bir bu yana! Çocuklardan oldum olası nefret etmişimdir. Bende çocuk olmuşmuşum! Beni garip gözlerle süzdüklerinden kibar olmak gibi bir dertleri yok. Olduğum gibi varlığımı yorumluyorlar. Garip bir görünüşüm mü var? Normal bir insan olduğumu düşünsem de çocukların bakışları ele veriyor. Diğer insanlar tabiiki de kibarlar. Her doğru her yerde söylenmezmiş. Gözler konuşurmuş. Çocuklar ikisini birden yapıyorlar. Biraz terbiye almışlar canım, arkamdan söylüyorlar. Kapının gıcır sesi beni anlık bir rahatlamaya sevk ediyor. Güvenli alanıma giriş yapmanın mutluluğunu hissediyorum. Çocukların vermiş olduğu rehavet anlık bir kaybolmayla sükûnet getiriyor. Geliştiğimi hissediyorum. Kelebekten kozaya döndüğümü varsayıyorum. Terse doğru bir gelişim… Normalde düzgün haline sahip olmak istersin ama özgürlük bana yaramıyor. “Evimde mutluyum” yalanına çok inandım. Neymiş efendim, “aramayan bulamazlar” felan. Beklenen geç geliyor ya , gelmesini bekleyecek ne vakit ne de sabır kalmış. Evinde kalacaksın, kozanda yavaşça mutluluğa koşacaksın. Eve girip, dağınıklığın farkına varıyorum. Uzun süredir aklımda olan düşünceleri gerçekleştirememenin verdiği rahatsızlığı buraya her baktığımda yaşıyorum. Anlık bir dalgalanma ile gelen “hadi şurayı bir toplayayım” iştiyakı bir anlığına sönüyor. Dağınıklığın yaşamımın bir parçası olduğunu yeniden hissediyorum. Ara
Hikaye
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
Bu devirde iyi niyet ancak budalalıktır!
8/10
·779 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2022 14:49
Dostoyevski her seferinde yeni bir şey deniyor. Sıradanlık ona göre değil. Yeni şeyler deniyor sürekli ve bunu romanlarına her defasında aktarıyor. Bundan dolayıdır ki onu okumak bir şekilde bir hayatı okumak oluyor. Budala kitabı Dostoyevski’nin tamamı ile saf, isavarı ve prens olan bir insanı ana karaktere koyduğu bir eser. Eser başta müthiş bir tempoyla başlasa da sonrasında büyük bir karmaşa halini alıyor. Bu hem okuyucuyu yoruyor hem de akıcılık ve anlatıma zarar veriyor. Nitekim Tolstoy kitabın başını beğense de devamını “korkunç bir karmaşa” olarak tanımlıyor. Bunu fark etmiş olacak ki Dostoyevski; “İfade etmek istediklerinin yüzde birini bile ifade edemediğini” söylüyor. Dostoyevski romanı ileriye götürüyor ve havada bırakıyor. Bazen geçiştirmek için yazdığı kelimeler geçiyor. Karamazov Kardeşler kitabı bu kitapta olan birçok sorun çözülmüş olarak ortaya konmuş. Belli bir konu, akıcılık ve okur yorulmuyor… Anlatım olarak yorulmuyor demek istiyorum yoksa düşünce olarak Karamazov Kardeşler tam anlamıyla bir başyapıt. Dostoyevski esere her biri ayrı inceleme ve konu olabilecek, her türden insanı koymuş. Prens Mışkın- Budala İppolit-Nihilist Aglaya- Ev yaşamından bunalmış genç kız Nastasya Filippovna- (bu kadına ne denir bende bilmiyorum) Rogojin- Arzu ve duyguları ile hareket eden kişi (Karamozov Kardeşler Dmitri) Gavrila- Sıradan olmayı kabul etmeyen genç-(Raskalnikov) Yevgeniç Pavloviç -Mantıklı kişi. General Yepançin- Eskiyi anan ve hatıralarda yaşayan birisi. Prens saf, aptal, masum ve her şeye pozitif bakan bir karakter. Dostoyevski bunu okuyucu önüne seriyor; bu dünyada bunca saflık, iyi niyet ancak budala olmayı gerektirir. Prens olaylara hep pozitif bakıyor, kimsenin arka yüzüne ve ne yaptığına bakmadan dinliyor. Dünyayı cennet, insanları melek yapma
Düşünce
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma