Yaşadığımız her anın her kesirinde bir duvarın varlığını fark ederiz, kaskatı bir ‘bu şeyin içinden geçemezsin’ dayatmasını inanarak onaylarız. Bir gün içerisinde kaç nanoan boyunca duyularımız bu duvarları içerir? Kaç milisaniyeyi o sınırları ne yaptığımızı bile anlamadan kabullenerek geçiririz?
‘... kendimi aklı başında bir adam sayarım ama böyle rastlantılarda içimizi kıpırdatan bir metafizik yan bulmanın çekiciliğine zaman zaman karşı koymam güç olur. Bence bütün insanlarda vardır bu. Sanki varoluşumuz, yaşamımız birtakım anlamsız, saçmasapan rastlantılara bağlı değil de daha derin ve kavrayamadığımız bir anlamı varmış gibi duyumsarız ve itiraf etmesek bile herkesin hoşuna gider.’