Erzurum'da usta birlikteyken İstihbarat yazıcısıydım. Bir gün komutanım Bilal üsteğmen bir askeri belge getirdi ve bunda bir şeyleri düzeltip ilgili yere göndermemiz gerekiyormuş. Daksil benzeri şey kullansak kağıdın içine edeceğiz, malûm askeri birim Photoshop desek işin ucunda internet olsa da yine pek güven olmaz. İlkel ama çok işe yarar bir fikir geldi aklıma. Sonuçta yeni belgeyi de mektupla göndereceğiz. Tek güvenilir şey o. 2015'te askerlik yaptım ama hakikaten mektupla yolladık her şeyi. Geldim düzeltmemiz gereken belge de düzeltilecek yerlere bant yapıştırdım. Sonra bunu yazıcıdan çıkardım ve sanki tertemiz yenisi çıkarılmış gibi. Ha bilgisayardan yeni bir belge çıkarır mıydık? Çıkarırdık ama zamandan tasarruf oldu. Şimdi biz günlük hayatta sanki dünya kaçıyormuş gibi oraya buraya gidiyoruz ama askerde zaman kıymetli ve bir yere gitmiyor. Bant sağolsun yeni belgeyi çıkardık ve üzerinde birkaç değişiklik yaptık, "HİZMETE ÖZEL" veyahut konusuna göre "GİZLİ" yazan yazıyı da üzerine bastık gönderdik. Bir de bir komutan vardı varlığından kimsenin haberi yoktu. Oda TSK'nın kabul etmeyip geri gönderdiği veyahut tarihi geçmiş, işlevi bitmiş evrakları imha ediyordu. Garibimi bir tek o zaman görüyorduk.
ay bitti kitaplar 🤧 kadire hâlâ üzülüyorum,tşk
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
markette aldıklarımı poşete ben doldurmadan kasiyer doldurunca aşırı mutlu oluyorum. çünkü poşetler açılmıyor. açılmadıkça arkamdan gelen sıra ve ardından gelen gerilim, stres…. tşk kasiyer kardeş 🥲
Sosyal medya ve mesajlaşma kültürü, dili sadece yazıya dökmekle kalmadı; onu kısalttı, sembolleştirdi ve tektipleştirdi. Ses tonumuzu, jest ve mimiklerimizi "tşk, nbr, tmm" gibi kısaltmalara veya emojilere emanet ettik. Konuşurken kendisini çok iyi ifade eden, kelimelerle adeta dans eden insanlar, iş yazmaya geldiğinde kendilerini birkaç klişe kelimeyle sınırlıyor.
1000Kitap
Bu şarkı içindi evet tşk hatırladım

Neyseişte

@Sonssayfa
·
Kurtaralım biz bizi bize bizden fayda var
Müzik
Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’teki kuruluş paradigması, etnik çeşitliliği tek bir potada eritmeyi hedefleyen Fransız tipi, merkeziyetçi bir ulus-devlet modeline dayanıyordu. Dolayısıyla "bürokratik ve askeri filtre", sistemin en temel savunma mekanizması olarak kurgulandı. Burada analiz edilmesi gereken çok kritik bir ayrım var. Etnik köken ile siyasi/demokratik temsil arasındaki o aşılmaz duvar. Türkiye’de Kürt kökenli olmak, devletin en üst kademelerine (Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, Meclis Başkanlığı) tırmanmaya tek başına bir engel teşkil etmedi. Ancak bunun tek ve sarsılmaz bir şartı vardı: Sistemin resmi ideolojisini (Türk ulus kimliğini) tamamen benimsemek, taşımak ve alt kimliğini kamusal alanda bir hak arayışına dönüştürmemek. İsmet İnönü: Köken olarak Malatya/Bitlis hattına, yani Kürt coğrafyasına dayanıyordu. Ancak Cumhuriyet'in erken dönemindeki o sert merkeziyetçi ve homojenleştirici politikaların (Şark Islahat Planı gibi) altındaki en büyük imzalardan biri ona aitti. Sistem içinde "Kürt İsmet" olarak anıldığı dönemler olsa da devlet aklının en sadık yürütücüsüydü. Turgut Özal: "Anam Kürt" diyerek etnik kökenini kamusal alanda rahatça telaffuz eden ilk Cumhurbaşkanı oldu. Özal, 1990'ların başında federasyon dahil her tabuyu tartışmaya açmaya, Kürtçe yayın ve dil yasağını esnetmeye çalıştı. Ancak tam da o "Müesses Nizam" duvarına, askeri ve bürokratik vesayete çarptı. Bu hamleleri kalıcı bir demokratik reforma dönüştüremeden, fırtınalı bir dönemde aniden hayatını kaybetti. Ordu, cumhuriyetin ideolojik genetiğini koruyan en sert kabuktu. TSK bünyesinde yükselmenin şartı sadece askeri başarı değil, anayasal bir dogma haline getirilen "Türk milletinin çıkarlarına" ve "Türklük" sözleşmesine sarsılmaz bir sadakat göstermekti. Kendi etnik kimliğini
Tarih