deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Hindistan'ın ilk Babür imparatoru Babür'ün zarif minyatür portrelerine baktığımızda, ilk dikkatimizi çeken şey egzotizm ola­bilir: Boynunda dizi dizi inci takılı, kafasına mücevherlerle bezeli bir sarık kondurmuş sakallı adam mermer bir tahtta oturur, tahtı­ revanda uzanır şekilde veya at üzerinde, kimi zaman kolunda bir şahinle resmedilir. Ancak yine de bizlere bu ışıl ışıl yüzeyin altına sızabilmemiz için açık bir kapı bırakır ki onun ne kadar karmaşık ve ilginç bir insan olduğunu keşfedebilelim. 1483 yılında doğan Babür, türlü badirelerle Kabil'de bir kral­lık kurduktan sonra 1526'da Hindistan imparatoru olup 1857'ye dek yaşayacak bir hanedan kuran küçük bir Orta Asya prensiydi. Anıları hem geçtiği çetrefilli yolları hem de umutsuzluğa kapılarak her şeyden vazgeçip kaçıp gitmeyi düşündüğü anlar da dahil olmak üzere kendi tepki ve düşüncelerini aktarıyor. "Böylesi zorluklar kar­şısında," diyor kendisine, "hayatta olduğum sürece [ ... ] dünyanın sonuna gidecek olsam bile kendi başıma çekip gitmem daha iyi ola­caktır." Ancak her defasında kendini toparlamayı başarıyor: "Bir insan hüküm sürme iddiasındaysa ve fethetmek arzusuyla yanıp tutuşuyorsa, işler bir iki kez ters gittiğinde öylece oturup izlemekle yetinemez." Sebat ederse bunun ödülünü eninde sonunda alacağını söylüyor kendisine: "Şans kapıyı çaldığında, tereddüt etmemek çok önemlidir. Sonrasında pişman olmak hiçbir işe yaramayacaktır." Böyle düşündüğünü bilebiliyoruz ve bunu ifade eden kelimelerine sahibiz çünkü kendi dönemi ve rütbesinde pek de alışılmadık bir şekilde anılarını yazmıştı Babür.
Sayfa 187·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
ANILAR VE GÜNLÜKLER aynı zamanda hepimizin fark etmeden ya­rattığı basmakalıplara da deva olur. Batı'da Haçlılara dair belli bir görüşe sahip olarak büyürüz. Bu görüş, asil şövalyelerin Hıristiyan­lığın kutsal topraklarını barbar Müslümanlardan almak üzere Orta Doğu'ya gittiği popüler edebiyat eserleri ve filmlerle şekillenir ve bugün Orta Doğu'ya dair düşünme şeklimizi etkiler. Amin Maa­louf'un mükemmel kitabı Arapların Gözünden Haçlı Sef erleri'ni veya 1083'te doğan, bir Bizans imparatorunun kızı Anna Comne­na'nın anılarını okuduğunuzdaysa tamamen farklı bir tabloyla kar­şılaşırsınız. Comnena'nın yazıları Konstantinopolis'in insanlarını ve dinden çok yağmacılıkla ve ganimetlerle ilgileniyor gibi görünen, tıp ve temel hijyene olan yaklaşımları oldukça ilkel olan Batılılara zavallı gözüyle bakan Levantenleri gösterir.
Sayfa 187·Kitabı okudu
İtiraf etmeliyim ki insan, günlük hayatta yapmaması gere­ken şeyleri yaparken büyük bir zevk alıyor. Araştırma adına başka­larının özel mektuplarını ve günlüklerini okumak da bu tür yasaklı zevklerden biri.
Sayfa 186·Kitabı okudu
Tarihte istisnai derecede merak duygusuna sahip insanların lis­tesini hazırlamaya başladığımda, elimdeki isimlerin çoğunun kadın olduğunu fark ettim. Bunun nedeninin kadınların doğası gereği er­keklerden daha meraklı olması değildi; bence asıl neden kadınların kendi yollarını çizmesinin erkeklere göre daha zor olmasıydı. Ka­dınlar tarih boyunca, kendilerinden beklenen ve beklenmeyenlere dair koyulan katı kurallara karşı koymak zorunda kalmıştı. Tıp fakültesine giden ilk kadınlar, kendilerine ders vermeyi reddeden veya onları korkutarak okuldan vazgeçirmeye çalışan erkek öğret­menlerle karşılaşmıştı. Hindistan Britanya İmparatorluğu'nun bir parçasıyken kocalarının yanına Hindistan'a giden Britanyalı ka­dınlar, Britanya Raj'ına uygun davranmaları gerektiği konusunda durmaksızın uyarılara maruz kalmıştı; Hint sanatına, geleneklerine veya Hintlerin kendisine büyük bir ilgi duymamaları gerekiyordu. Afrika'yı veya Orta Doğu'yu keşfe çıkan gözü kara kadın gezginler hemcinsleri tarafından ayıplanmış, gittikleri yerlerdeki kişiler tarafından da yanlış anlaşılmıştı. Kraliçe 1. Elizabeth, Büyük Katerina veya İmparatoriçe Wu gibi ya doğuştan ya da evlilik yoluyla büyük bir güce sahip olan kadınların bir şekilde noksan, hatta korkunç kişiler olduğu ileri sürülüyordu. Elizabeth Bakire Kraliçe'ydi, yani kadınlığını tamamlayamamıştı, bunun yanı sıra Katerina ve İmpa­ratoriçe Wu'nun tıpkı erkek bir yönetici gibi, tuhaf cinsel istekleri olduğu, onlarca aşığı kullanıp attığı söylenirdi. Bu durum elbette değişti ama bizim inanmak istediğimiz kadar da değişmedi. Kimse erkek bir politikacıya cırtlak demez ama Margaret Thatcher hak­kında bu sık sık söylenirdi, bugün Hillary Clinton için hala söyle­niyor. İş dünyasındaki erkekler "güçlü"yken, kadınlar "baskıcı"dır. Buna rağmen özellikle
Sayfa 148·Kitabı okudu
1841 YILINDA, genç, soylu bir İngiliz kadın annesine şöyle yazmıştı: "Sinir sistemimdeki bazı tuhaflıklar sayesinde, başkalarının algıla­yamadığı şeyleri algılayabiliyorum... gizli şeyleri içgüdüsel olarak sezebiliyorum: Gözlerin, kulakların ve sıradan duyuların algılaya­madığı şeyler bunlar. Sadece bu bile keşif konusunda bana yardımcı olabilirdi aslında ama bir de son derece gelişkin bir muhakeme ye­tim var." Ada Lovelace karmaşık bir geçmişe sahipti. Dindar annesi romantik, talihsiz ve aynı zamanda yoldan çıkmış bir şair olan Lord Byron'la evlenmişti. İlişkileri bir aşk evliliği gibi görünse de (tabii annesinin Lord Byron'ın borçlarını kapatacak büyük servetinin de bir faydası olmuştur), Ada doğduğunda ayrılmışlardı. Ve Leydi Byron, Ada'nın babasının tehlikeli mirasının etkilerini yok etmek konusunda kararlıydı. Kızını sükunete kavuşturacağını ve mantık­sal tarafını geliştireceğini umarak matematik okumasını sağlamıştı. Ada matematiği pek sevmişti. O da daha sonraları Lovelace Kontu olacak bir adamla evlen­ diyse de, hem bir eş ve anne olmayı hem de merakının peşinden git­meyi bir şekilde başarmıştı. 1832'de henüz on yedi yaşındayken, bir matematik dehası ve mucit olan Charles Babbage'la tanışma şansını yakalamış ve arkadaş olmuşlardı. Babbage ömrünün çoğunu meka­nik hesap makinaları yaparak geçirmişti; 1840'ların sonlarına doğru Ada kendisine bir meşgale ararken, Babbage karmaşık matematik­sel hesapları delikli kartlar yardımıyla yapabilen, bilgisayarın ilkel bir versiyonu olarak kabul edebileceğimiz, Analitik Makine adını verdiği şey üzerinde çalışıyordu. Hayata geçirilmesinden yüz yıl önce merkezi işlem ünitesi, yazılım ve rasgele erişimli bellek (RAM) üzerinde kafa yoruyordu ancak o dönemin teknolojisi henüz bun­ları gerçekleştirmesine yetecek kadar
Sayfa 147·Kitabı okudu