Tarih, insanları birbirine düşürmek, politikaları veya eylem planlarını meşrulaştırmak için kullanıldığında tehlikeli bir hale gelebilir. Yugoslavya tuzla buz olduğunda Sırplara, Hırvatlara ve Boşnak Müslümanlara düşman oldukları ve sonsuza dek düşman kalacakları anlatıldığı için komşuların birbirine düştüğü 1990'ların kabus dolu günlerinin fitilini kısmen milliyetçi tarih anlatımları ateşlemişti. ABD ve Britanya hükümetleri 2003'te Irak'ın işgalini meşru kılmak için sıklıkla yapıldığı üzere yine tarihten faydalanmıştı. Bizlere Saddam Hüseyin devrilmezse, demokrasilerin Hitler, Mussolini ve Japon militaristleri durdurmayı başaramadığı 1930'ların bir tekrarını yaşayacağımız söylenmişti.
Ne var ki tarihin kötüye kullanımı onu göz ardı etmek için bir neden değildir. Bunun yerine günümüz kuşaklarının tüm karmaşıklığıyla geçmişi öğrenmesini ve buradan çok basit ama hayati bir ders almalarını sağlamalıyız: Bu ders de tarihin tek bir doğru okumasının olmadığıdır. Tarih daha çok yeni materyallerle, yeni yorumlarla ve yeni sorularla şekillenip devam eden bir iştir. Bunu anlamak, tarihin kendilerine emrettiğini yerine getirdiklerine büyük bir özgü venle inanan Hitler, Stalin gibilere karşı bir aşı görevi üstlenebilir.