deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Tarih, insanları birbirine düşürmek, politikaları veya eylem plan­larını meşrulaştırmak için kullanıldığında tehlikeli bir hale gelebi­lir. Yugoslavya tuzla buz olduğunda Sırplara, Hırvatlara ve Boşnak Müslümanlara düşman oldukları ve sonsuza dek düşman kalacak­ları anlatıldığı için komşuların birbirine düştüğü 1990'ların kabus dolu günlerinin fitilini kısmen milliyetçi tarih anlatımları ateşlemişti. ABD ve Britanya hükümetleri 2003'te Irak'ın işgalini meşru kıl­mak için sıklıkla yapıldığı üzere yine tarihten faydalanmıştı. Bizlere Saddam Hüseyin devrilmezse, demokrasilerin Hitler, Mussolini ve Japon militaristleri durdurmayı başaramadığı 1930'ların bir tekra­rını yaşayacağımız söylenmişti. Ne var ki tarihin kötüye kullanımı onu göz ardı etmek için bir neden değildir. Bunun yerine günümüz kuşaklarının tüm karmaşık­lığıyla geçmişi öğrenmesini ve buradan çok basit ama hayati bir ders almalarını sağlamalıyız: Bu ders de tarihin tek bir doğru oku­masının olmadığıdır. Tarih daha çok yeni materyallerle, yeni yorum­larla ve yeni sorularla şekillenip devam eden bir iştir. Bunu anlamak, tarihin kendilerine emrettiğini yerine getirdiklerine büyük bir özgü­ venle inanan Hitler, Stalin gibilere karşı bir aşı görevi üstlenebilir.
Sayfa 226·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tarihi tarih yapan ve bugün yaşayan bizler için ete kemiğe bü­ründüren şey, bireyler ve dünyaları arasındaki karşılıklı etkileşim­dir. Kendimizi sınırlı penceremizden özgürleştirmemiz; hayal gücü ve empati yardımıyla farklı geçmişlerden, ırklardan veya etnik kö­kenlerden gelen çağdaşlarımızı anlamaya çalışmamız gerektiği gibi, geçmişe pek çok cepheden bakmanın da peşine düşmeliyiz.
Sayfa 226·Kitabı okudu
Hindistan'ın ilk Babür imparatoru Babür'ün zarif minyatür portrelerine baktığımızda, ilk dikkatimizi çeken şey egzotizm ola­bilir: Boynunda dizi dizi inci takılı, kafasına mücevherlerle bezeli bir sarık kondurmuş sakallı adam mermer bir tahtta oturur, tahtı­ revanda uzanır şekilde veya at üzerinde, kimi zaman kolunda bir şahinle resmedilir. Ancak yine de bizlere bu ışıl ışıl yüzeyin altına sızabilmemiz için açık bir kapı bırakır ki onun ne kadar karmaşık ve ilginç bir insan olduğunu keşfedebilelim. 1483 yılında doğan Babür, türlü badirelerle Kabil'de bir kral­lık kurduktan sonra 1526'da Hindistan imparatoru olup 1857'ye dek yaşayacak bir hanedan kuran küçük bir Orta Asya prensiydi. Anıları hem geçtiği çetrefilli yolları hem de umutsuzluğa kapılarak her şeyden vazgeçip kaçıp gitmeyi düşündüğü anlar da dahil olmak üzere kendi tepki ve düşüncelerini aktarıyor. "Böylesi zorluklar kar­şısında," diyor kendisine, "hayatta olduğum sürece [ ... ] dünyanın sonuna gidecek olsam bile kendi başıma çekip gitmem daha iyi ola­caktır." Ancak her defasında kendini toparlamayı başarıyor: "Bir insan hüküm sürme iddiasındaysa ve fethetmek arzusuyla yanıp tutuşuyorsa, işler bir iki kez ters gittiğinde öylece oturup izlemekle yetinemez." Sebat ederse bunun ödülünü eninde sonunda alacağını söylüyor kendisine: "Şans kapıyı çaldığında, tereddüt etmemek çok önemlidir. Sonrasında pişman olmak hiçbir işe yaramayacaktır." Böyle düşündüğünü bilebiliyoruz ve bunu ifade eden kelimelerine sahibiz çünkü kendi dönemi ve rütbesinde pek de alışılmadık bir şekilde anılarını yazmıştı Babür.
Sayfa 187·Kitabı okudu
ANILAR VE GÜNLÜKLER aynı zamanda hepimizin fark etmeden ya­rattığı basmakalıplara da deva olur. Batı'da Haçlılara dair belli bir görüşe sahip olarak büyürüz. Bu görüş, asil şövalyelerin Hıristiyan­lığın kutsal topraklarını barbar Müslümanlardan almak üzere Orta Doğu'ya gittiği popüler edebiyat eserleri ve filmlerle şekillenir ve bugün Orta Doğu'ya dair düşünme şeklimizi etkiler. Amin Maa­louf'un mükemmel kitabı Arapların Gözünden Haçlı Sef erleri'ni veya 1083'te doğan, bir Bizans imparatorunun kızı Anna Comne­na'nın anılarını okuduğunuzdaysa tamamen farklı bir tabloyla kar­şılaşırsınız. Comnena'nın yazıları Konstantinopolis'in insanlarını ve dinden çok yağmacılıkla ve ganimetlerle ilgileniyor gibi görünen, tıp ve temel hijyene olan yaklaşımları oldukça ilkel olan Batılılara zavallı gözüyle bakan Levantenleri gösterir.
Sayfa 187·Kitabı okudu
İtiraf etmeliyim ki insan, günlük hayatta yapmaması gere­ken şeyleri yaparken büyük bir zevk alıyor. Araştırma adına başka­larının özel mektuplarını ve günlüklerini okumak da bu tür yasaklı zevklerden biri.
Sayfa 186·Kitabı okudu