WILSON VE THATCHER seçilmiş liderlerdi ve kendi dönemlerinde muazzam bir güce sahip olmuş olsalar da, bu güç süre anlamında kısıtlı olmakla beraber anayasal demokrasinin değerleri ve kurumları tarafından da sınırlandırılmıştı. 20. yüzyıl genelde ömür boyu hüküm süren, muhteşem yetkilere sahip diktatörler de gördü. Modern Türkiye'nin kurucusu Atatürk hariç, kendilerine sınırlar koyan veya hatalı olabileceklerini kabul eden çok fazla kişi yoktu bunların arasında. 20. yüzyıl (ve belki de 21. yüzyıl) taraftarlarını bedenen ve ruhen ele geçiren ideolojilerin çağıydı. Marksizm, faşizm veya etnik milliyetçilik, bu ideolojilere inananlar açısından doğruydu, zafer kazanacaklarınsa fedakarlık yapmaları gerekiyordu ve bireylerden çok daha yüce ve uzun ömürlülerdi. 20. yüzyılın korku hikayelerini yaratan şey bu tür ideolojilerin sanayileşme, bilim, teknoloji ve toplumların ve insan ruhunun mühendisliğini yapmayı mümkün kılan kitlesel iletişim araçlarının bir araya gelmesi ve önlerine çıkan insanları, sınıfları ve etnisiteleri ortadan kaldırması oldu. Ancak bu korku hikayeleri öyle kendi başlarına oluşmadı; bunları harekete geçiren birine veya bazı insanlara ihtiyaçları vardı.