Mikail ona şöyle cevap verdi: 'Senin gördüğün Ölümün
İnsan için bir şekli; ama ölümün çok şekli vardır
Hepsi de acı vericidir, ama Ölüme gidiş sonrasından daha kötüdür.
Bazıları senin gördüğün gibi şiddet sonucu ölecek,
Bazıları ateşten, selden, açlıktan; aşırı yemek içmek de
Dünyaya hastalıklar getirecek, kötü şeyler görecek
Havva'nın günahının insanoğluna neler getireceğini anlayacaksın.
Adem'in gözlerinin önünde acı veren, gürültülü, karanlık bir yer belirdi;
Burası korkunç hastalıklardan insanların yattığı
Bir hastaneye benziyordu, herkes acı çekiyor, inliyordu;
Bunların içinde nezle ve gripten bağırsak hastalıkları,
Ülser, epilepsi, akıl hastalığı, astım ve eklem
Romatizması dahil her türlü hastalıktan yatanlar vardı;
Üzüntü hastalan dolaşıyor, tedaviye uğraşıyordu;
Ölüm hastaların başmda Ölüm kargışını sallayarak duruyor,
Bazılarını almak için bekliyordu. Bu öyle bir manzaraydı ki
Ağlamadan bakmak mümkün değildi; Adem'in gözleri yaşardı
Ama o bir kadın değildi; duyguluydu ama kendini
Tuttu ve güçlü görünmeye çalışarak şöyle konuştu:
'Ey zavallı İnsanoğlu, ne hallere düştün sen, başına neler geldi böyle!
Bu duruma düşeceğine doğma daha iyi.
Bize verilen hayat neden böyle Acı içinde almıyor? neden böyle zorlanıyoruz? Bu hallere düşeceğimizi Bilsek Dünyaya gelmek, doğmak bile istemeyiz. Bir zamanlar
Çok güzel olan Tanrının insandaki imajı daha sonra bozuldu Ama yine de bu kadar acı verici mi olmalı?
İnsanoğlu Tanrı imajının birazını olsun taşımasın mı.
Bu kadar kötü mü olsun?'
Mikail, 'İnsanoğlu iştahını kontrol edemeyince Tanrı imajı onu
Terk etti,' diye cevap verdi. 'Özellikle Havva'nın günahından sonra
İmajını geri aldı Yaratan. Bunun için cezaları böyle ağır oluyor,
Ama Tanrının imajı değil onların kendi imajları mahvoluyor,
Doğanın sağlıklı kurallarına