deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
İnsanlık bugün dikkatini, kendisi üzerine, ahlaki ve entelektüel yetersizliklerinin nedeni üzerine odaklamak zorundadır. Zayıflıklarımız onları yönetmeye izin vermediği sürece konforu, lüksü, güzelliği, medeniyetimizin büyüklüğünü ve karmaşıklığını arttırmanın anlamı nedir?
Sayfa 55·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Herkes zenginliği ve konforu arttıranlara ilgi gösterir. Ancak kimse her birimizin yapısal, işlevsel ve zihinsel niteliğini arttırmanın esas olduğunu fark etmez. Zihinsel ve duygusal sağlık, ahlaki disiplin ve spritüal gelişim;×bedensel sağlık ve bulaşıcı hastalıkların önlenmesi kadar gereklidir.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Harpten nefret ederdi, buna rağmen tahta çıkar çıkmaz kendisini yıkıcı bir Rus Harbinin içinde bulmuştu. Padişah kimseye itiraf etmese de zaman zaman, Osmanlı ordusunun ve ülkesinin deyim yerindeyse mahvolduğu bu Rus Harbi yı­kımından sonra imparatorluğun bir daha toparlanamayacak şekilde çözüldüğünü, son nefesini vermeye yaklaştığını düşü­nürdü. Kendisi siyasi manevralarla bu son nefesi geciktirmiş­ti. Ben bir siyaset adamıyım, diye düşündü, asker değilim ki. Harbe ne lüzum vardı? Keşke girmeseydik. Beni ordumuzun çok iyi durumda olduğuna inandırdılar ama değilmiş işte. Keşke Çar'la görüşseydim, harbe girmeseydik, siyasetle her şey çözülür. Kendisiyle övündüğü pek çok yön vardı ama en fazla bu özelliğini severdi. Ruslarla, İngilizlerle, Fransızlarla, Avustur­yalılarla hep barış ilkesi üzerinden yürümüş, sorunları çöz­ müştü. İçeride bazı karışıklıklar olmuştu ama o kadar ayrı millet idare etmek kolay mıydı? Yine çatalla yemek yedirdiği, açlıktan ölse bile başka türlü yemeyi reddeden asil kedisi aklına geldi. Onu da özlemişti, dünya akıllısı papağanını da kendisini zorla sevdiren köpeğini de. Bu üç canlının, onun gö­zetiminde bir arada yaşaması ile pek övünür, hep bunu örnek gösterirdi. "Bakın," derdi, "tabiatları gereği birbirlerini par­çalaması gereken bu hayvanlar bile bir arada yaşayabiliyorsa, insanlar niye yaşayamasın? " İçgüdüleri gereği kedi papağana, köpek kediye saldırmıyorsa bundan alınacak çok ders vardı. Bunun için bir hükümdar dengesi kurmak gerekiyordu. Ne de olsa hükümdar babaydı, onca değişik halk ise evlattı. İyi bir baba nasıl evlatları arasında denge ve adalet sağlarsa, o da Müslümanlarla Ortodoksları, Yahudilerle Katolikleri otuz üç yıl dengede yaşatmıştı.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Çocuk­ların, ne kadar sıkı terbiye görmüş olurlarsa olsunlar dondur­ maya elleriyle daldıklarını görmek onu hayrete düşürmüştü. Sarayda dizinin dibinden ayırmadığı kar beyazı Ankara kedisi bile çatalla verilmeyen hiçbir şeyi yemezdi. O kadar terbiyeli, asil bir yaratıktı. Yine de hayatta öyle çok şey görmüştü ki açlığın insana her şeyi yaptıracağını bilirdi. Bitmek tükenmek bilmeyen harplerde çarıklarını bile yerdi insanlar. Ama kendi­si askerine iyi bakmıştı, onları tayınsız bırakmamaya çok dik­kat etmişti. " Cenab-ı Hak kimseyi açlıkla terbiye etmesin," diye mırıldandı.
Sayfa 19·Kitabı okudu
...her in­ san kendi seçmediği bir ailede, seçmediği bir kaderle dünyaya gelir; bizimki de kaplanın sırtında doğmak bir bakıma. Kade­ri değiştiremezsin.
Sayfa 12·Kitabı okudu