Neler olup bittiğini ilk fark edenin Çin olması şaşırtıcı değil. On dokuzuncu yüzyılda Çin, Sanayi Devrimi'nin olası faydalarını ciddiye almakta gecikmiş, demiryolları ve buharlı gemiler gibi icatları benimsemekte yavaş kalmıştı. Nitekim Çinlilerin "aşağılanma yüzyılı" dediği donem başlamıştı. Yüzyıllar boyunca dünyanın süper gücü olmuş Çin, modern sanayi teknolojisini benimsemekte başarısız olunca diz çökmek zorunda kalmıştı. Savaşlarda yenildi, yabancılar topraklarını fethetti, demiryollarını ve buharlu gemileri kullanmaya başlamış güçler tarafından her anlamda somürüldü. Çinliler bu treni bir daha asla kaçırmamaya yemin etmişti.
2017'de Çin hükümeti, "Yeni Nesil Yapay Zeka Planı"nı açıkladı.
Açıklamada, "2030'a kadar Çin yapay zeka teorileri, teknolojileri ve uygulamaları alanında dünya lideri olmalı, dünyanın birincil yapay zeka geliştirme merkezi sayılmalı" deniyordu. Bunu izleyen yıllarda Çin, yapay zekaya muazzam kaynak ayirdı. 2020'lerin ilk yıllarında yapay zekayla ilgili bazı alanlarda dünya lideriydi; onun geri kaldığı noktaları da ABD dolduruyordu. Yapay zekanın önemini elbette yalnızca Çin fark etmemişti. 1 Eylül 2017'de Rusya Devlet Başkanı Putin, "Yapay zeka sadece Rusya'nın değil, tüm insanlığın gelecegidir ... Bu alanın lideri dünyaya da hükmedecektir," dedi. Ocak 2018'de Hindistan Başbakanı Modi, "Bilgiyi kontrol eden, dünyayı yönetir," diye ekledi. Şubat 2019'da ABD Başkanı Trump, yapay zekayla ilgili bir başkanlık kararnamesi imzalayarak, "Yapay zeka çağı başladı" dedi ve "ABD'nin yapay zeka teknolojileri alanındaki liderliğini korumak, ülkemizin ekonomik ve ulusal güvenligi açısından büyük önem taşıyor," diye ekledi. O dönemde ABD, öngörülü özel girişimcilerinin çabaları sayesinde yapay zeka yarışında zaten liderdi. Ancak şirketlerarası rekabet