"(...) ve ben onları sokakta göremiyordum. kapalı kapılar arkasındaydı avrupa'yı yönetenler. halkın karşısına çıktıları anda çiğ çiğ yeneceklerini bildiklerinden, ukalaca taktıkları yüksek kültür maskesini sadece birbirlerine gösteriyorlardı. sömürmeye ve sömürülmeye hayatın amacı olarak bakan bu açık tenli ırk, belki de doğanın en büyük hatasıydı... atom bombası oraya atılmalıymış. deniz olmalıymış oralarda. balıklar bile daha iyi geçinirmiş birbirleriyle!"
"bağımlılıktan nefret ettim. gitmemi, terk etmemi engeller diye. ne bir maddeye, ne de bir insana bağlandım. sırf bunu kendime kanıtlamak için eroin kullandım, âşık oldum. ikisini de arkama bakmadan bırakıp gittim."
"doğdukları andan itibaren düşen insanların, yanlarından hızla geçen fırsatlara ve başka insanlara tutunup tırmanmalarını ve bunu sadece doğdukları andaki yüksekliklerine erişebilmek için yaptıklarını anlattım. ancak ellerini ağızlarına sokup, parmaklarını ısırıp hiçbir şeye tutunmamaya kararlı olanları da anlattım. ve sordum, tanrı'nın yukarıda mı yoksa aşağıda mı olduğunu."
"tanrı'dan vazgeçtim. ölmekten vazgeçtim. çünkü ölürsem ve yukarıda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa büyük kavgalar etmem gerekecekti. ölmek istemiyorum, çünkü tanrı'yı öldürürüm diye korkuyorum. ve böyle bir vefata benim dışımda kimse dayanamaz..."