Aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ilerliyor ki. Daha şimdiden ne haldeyim. Zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, sizinle ölçüyorum; ‘Onu gördüm, görmedim, göreceğim, görmeyeceğim, gelecek, gelmeyecek…’
-Şüphe etmemek elimde değil; bunu benden istemeyin. Siz yanımdayken her şeyden eminim; sesiniz, bakışınız bana gerçek duygularla dolu geliyor. Gözleriniz benimle konuşuyor sanki; kelimelere ihtiyacım yok, her şeyi yüzünüzden anlıyorum; ama sizden ayrılır ayrılmaz, içimde öyle kuşkular, öyle sorular uyanıyor ki tekrar yüzünüze bakmak, inancımı tekrar bulmak için yanınıza koşmak istiyorum. Neden böyle oluyor?
-Ben başka türlü seviyorum, dedi. Sizi arıyorum. Gittiğiniz zaman keyfim kaçıyor. Uzun zaman ayrılsak fena oluyorum. Sizin beni bir defa sevdiğinizi öğrendim, buna inanıyorum ve mutluyum. Tekrar söylemeseniz de olur. Ben bundan başka ve türlü ve daha fazla sevemem.
“Haydi arkadaşlar soralım konuğumuza, bildiği, usta olduğu bir oyun var mı?
Bakın şu butlara, şu baldırlara,
omuzlarından sarkan şu iki koluna,
şu güçlü ensesine, şu geniş göğsüne!
Hiçbir şey yitirmemiş gençliğinden,
ama bunca çektiği acılar hırpalamış onu.
Ne kadar güçlü olursa olsun,
yere sermek için bir adamı
yoktur denizden daha belalısı.”
Sayfa 129 - İş Bankası Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi Laodamas·Kitabı okudu