Bunun dışında savaşın fiilen başlaması halinde barış için her türlü yolun denenmesi, muharibler dışında kimseye kılıç çekilmemesi, çocuklara, kadınlara, yaşlılara, yatalak hastalara, mecnunlara, sakatlara, savaşa iştirak etmeyen din adamlarına ve sair sivil halka, hatta ekilerazilere, ağaçlıklara meskun bölgelere zarar verilmemesi ve esirlere iyi muamele edilmesi gibi hususlarda da kesin hükümlerin mevcut olduğu görülür ki, bütün bunlar İslam'da savaşın körü körüne bir şiddet, imha veya katliam hareketi olarak değil, zaruret halinde başvurulan, hedefi ve sınırları belli bir askeri harekat olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır. (Sayfa 55)