"Güçlüydü. Biliyordum. Atlatacaktı ama bir daha eskisi gibi olmayacaktı. Bunun da farkındaydım. Artık o da bu kapanın içindeydi. Bir gün özgür kalsak dahi ikimiz de eskisi gibi olamayacaktık. Onun dizlerine, benim ise özgürlüğüme sıkılan kurşunlar vardı. Yaralar geçer ama izleri hep kalırdı."
"Ama görmeliydi. Neden tek umudumun o olduğunu, neden başka çıkış kapımın olmadığını görmeli, kalan son gücümü de kırmamalıydı artık. Bir darbe daha alacak gücüm yoktu. Her zaman tek başıma mücadele ederdim ama bu bataklık tek başıma çıkamayacağım kadar derindi. Görüyor muydu artık bülbülün altın değil, demir telli bir kafeste olduğunu?"
"En iyi bildiği şeyi yaptı. Heybetli bedenine rağmen görünmez oldu. Yalnızlıktan sessiz, dikenli bir duvar ördü etrafına. Kendine dahi çıkış kapısı bırakmadı. Sessizce yaşayıp, sessizce yok olup gidecekti. Kimsenin gözüne batmadan, fark edilmeden, görülmeden."