Bu insanlar yaşamın onları her zamanki ağırlığıyla ezmesine alışmışlardı ve herhangi bir iyileşme beklemedikleri için her türlü değişikliğin yaşamlarını yalnızca daha da zorlaştıracağını düşünüyorlardı.
İnsanların arasındaki ilişkide en belirgin olan duygu, öfkeyi kışkırtan duyguydu. Bu duygu, bedenlerin iyileştirilemez, kökleşmiş bir yorgunluk duygusu gibiydi.
Yalnız... Gökyüzündeki yıldızlardan çayın dibindeki çakıllara ve doğu tarafından kopup gelen bulutlardan batı tarafındaki denize kadar uzanan ve yayılan bu kocaman gecenin içinde yapayalnızdı
Anası onu gezmeye götürürken bir saat saçlarını düzeltmeye uğraştığı halde, ne anasının ne babasının aklına bu kafanın içi ile de bir parça meşgul olmak düşüncesi gelmemişti. Onlar işportaya konan bir elma gibi onu süsleyip temizlemişler, parlatmışlar, sonra yağlı bir müşteriye okutmuşlardı. Kız yetiştirmekten de gaye bu değil miydi ya?