Mehmet’le bir sene içinde iki kez muayeneye götürüldük. Okuldan gelip aldılar, bizi soydular. Gözümü yerden kaldıramadım. Bakılacak nesi vardı cinsel organımın bilmiyorum, naylon poşet geçirilmiş ellerle incelediler.
Kağnılar sürükleniyor. Kağnılar... Taşlı, yuvarlak çukurların üzerinde birkaç günde toparladığımız eşyayı ittiriyoruz. Yükle dolu tahta parçası sağa sola sekip duruyor. Hava soğuk, ayaz içimi titretiyor. Rüzgârın katı elleri yüzümü yokluyor, ürperiyorum. Sonra bir sıcaklık yayılıyor bacaklarıma, çişimi kaçırıyorum.
Herkesin hayatında olmasını isteyeceği bir kadın, korkak bir adama cevap yazmaya neden tenezzül etsin ki? Etmedi. Beni tüm soru ve sorunlarımla baş başa bıraktı.