Borges tadında bir anlatı fakat Batılı kaynaklardan beslenmekle birlikte özünü inkar etmiyor. Yaşar Kemal gibi bu toprakların efsanelerini kendi mirasından doğuruyor. Adını kaybedince kendini kaybeden birinin hayatının izlerini sürüyorsunuz. Metaforlarla yüklü bir anlatı var elimizde. Kenan ile birlikte düşmanı sorguluyoruz? Düşman kim? Tarlamıza çökenler mi, çökebilmelerine müsaade edenler mi, akrabalarımız mı, yılan mı, Çerçici mi yoksa hepsine yol açan benlik mi?
Karısını da çocuğunu da dalgalar alıp götürmüş. İkinci bir eş gelmiş ona da "Hacer" demiş. Muhtemelen ilk eşi Hacer. Mezarda kızının kolyesini de bulduk. Belki de Çerçici Kenan, Kenan Çerçici olmuştur. Her şeyini versen de öleni geri getiremeyeceğini ne zaman anlayacaksın?