Peyami Safa’nın okuduğum ilk eseriydi. Yoğun duyguların ve felsefi düşüncelerin işlendiği, betimlemelerin çok güzel tasvir edildiği bir roman. Yazarın kitabı; Mualla Hanım’ın ve Vildan Hanım’ın olduğu iki bölümden oluşuyor. Mualla Hanım’ın eline aldığı kitabın rastgele sahifelerini çevirerek okuduğu kitabın alıntılarıyla başlıyor yazarın bu romanı. Daha sonra Vildan Hanım’la yazarın bahsettikleri piyeslerden alıntılar yaparak devam ediyor. Yani okurken kitap içinde kitap okuyorsunuz. Kitap bu yönüyle çok ilgi çekici olmuş. Üstelik ilerleyen bölümlerde Mualla Hanım’la birlikte kitabın yazarıyla da tanışıyorsunuz. Okurken sanki Peyami Safa’yı keşfediyormuşum gibi hissetim. Yazarın hayatından kesitler sunan bu romanda melankolik bir hava var. Bunu Vildan Hanım’la ilgili kısımda daha çok hissettim. Kitaptaki her karakterin içinde yaşadığı tereddütleri çok güzel anlatmış yazar. Adını hiç bilmediğimiz roman yazarının hiçbir şeye tam olarak bağlanamaması, Vildan Hanım’ın toplumsal değerlerin alt üst olmasıyla yaşadığı ahlak bunalımı kitabın son sayfalarında yoğun düşüncelerle okurlara sunulmuş. Kitapta, Mualla Hanım “bu kitap enteresan fakat iğrenç, göğüs darlığına uğratacak beni” demesine rağmen bir türlü kitabı elinden bırakamaz. Mualla Hanım gibi birçok okurun eleştirilerinde, yaşadığı melankoliğin boğucu havası; yazarın okurlarında görmek istediği daha doğrusu belki de tahmin ettiği bu tabloyu, Mualla Hanım’ın okuduğu kitaba yaptığı eleştirisiyle öngörmüş bence. Yazar, Mualla Hanım üzerinden değerli kitapların ayrımını çok güzel anlatmış. Yazar yapmakla yıkmanın tereddüdünü de Einstein üzerinden açıklamış. İnsanların tereddüt ile bocalamalarını her bir karakterde derinlemesine konu alan yazarın bu kitabı çok ilgimi çekti ve herkese tavsiye ediyorum.
"Kitap. Nasıl diyeyim... İçinde yaşadığımız ev gibi olmalı, vatan gibi olmalı, ona alışmalıyız, bağlanmalıyız, köşesini bucağına gayet iyi tanımalıyız, her noktasına hatıralarımız karışmalı. Değil mi? Bir musiki parçası gibi... Her vakit başka başka eserler okuyanlar, iki üç günde bir dostlarını, evlerini, vatandaşını değiştiren insanlara benzemezler mi?Belki bunun için her yerde pek çok kitap çıkıyor, fakat iyileri ne kadar az."
"Büyük acılar daha önemsizlerinin hissedilmesini engeller ve tersine, büyük acıların yokluğunda en küçük dertler ve sıkıntılar bile bize büyük acı verir."