Etrafımızdakilerin ne yaptığına daha az dikkat edersek daha iyi oluruz. Bu, insanlar için son derece güç bir şeydir. Herkesin bildiği gibi, sosyal yaratıklar olduğumuz için kendimizi sürekli başkalarıyla kıyaslarız.
Gönül isterdi ama sadakatin genel geçer bir tanımı yoktur. Kastedilen genellikle bedensel,cinsel sadakattir. Kant’ın bir defasında mükemmel tanımladığı gibi, iki kişi arasında ‘’ birbirlerinin cinsel hususiyetlerine karşılıklı malik olacakların’’ dair belirtik veya sessiz daimi mutabakattır. Ruhsal sadakat, yani iki kişinin birbirleri için hissettiklerinin onlara özel olması da önemlidir. Ama en önemlisi zihinsel sadakattir, her ne olursa olsun beraber olacağız kararlılığı, hayat sadakati.
Tesadüf diye bir şey var mıdır ki zaten? Aşıklar buna bir cevap bulmak ister, bunun için imanı, bilimi veya astrolojiyi yardıma çağırırlar. Böylece, kaçınamayacakları ve ilişkilerine anlam kazandıran bir karşılaşmanın zorunluluğundan emin olmayı umarlar.
Her aşk önce mutlu tesadüfe muhtaçtır. Tesadüf eseri şu an şu yerdeyimdir, tesadüfen bir başkası daha o an o yerdedir, böylece birimizden birimize bir kıvılcım sıçrayabilir.
Birini sevmek ne anlama geliyor, o zaman? Merak ettim de. Karşındaki kişinin duygularını önemsemiyorsan ve ona iyi davranmıyorsan, gerçekte mutlu olmasını da istemiyorsan buna nasıl sevgi denebiliyor, sence? Belki de farklı tanımlıyoruzdur.