Çok dikkatli ve titizlikle okumayı, kendi yüzeysel düşüncelerimle tatmin olmamayı ya da başkalarının sıradan görüşlerini hemen kabul etmemeyi öğrendim.
Yalnızlığı istedim; çünkü nezaketi zayıflığın bir parçası, hoşgörüyü ödlekliğin bir türü, yücelmeyi böbürlenmenin bir çeşidi kabul eden kabalığın terbiyesinden usandım.
… savaştan basit bir olaymış gibi konuşulmayacağını, hele savaşın uykuyu getirecek bir masal konusu olamayacağını anlatmaya yetmişti bize. İnsanın yüreğinde kan gibi pıhtılaşan bir savaş anısını öyle ulu orta anlatmak kolay olmasa gerekti.