"O gece, böyle bir doygunluk hissini tatmış olmamın, varlığımın bir köşesinde beni mutlak umutsuzluğa, ruhun çöküşüne karşı edebiyen korunaklı kılacağını hissettim. Sevincim kalkanımdı. Bu doğru mu bilmiyorum, ama yanlış olduğunu düşünmedim hiç, ne daha sonra, ne de şimdi."
Her şey bir başka şeye benziyordu, herkes bir başkasına. Hep aynı sözler, aynı jestler. Ne zaman nasıl davranacağını öğrendikten sonra hayat bir tekrarlar dizisiydi.
O öğrenci evine girdiğim ilk anda hayatımda bir şeylerin değişeceğini hissettim. Buna benzer hisler insana sadece gençliğinin ilk yıllarında, mutlak körelmenin, her şeye ve herkese duyulan süreğen nefretin artmadığı, insanın henüz ekşimeye başlamadığı o zamanlarda bile ender olarak gelir.