Herkese merhaba! İlk kez bir inceleme yazısı yazıyorum. Nasıl olacak benim de hiçbir fikrim yok. Okuyanların beğenmesi dileğiyle O zaman kitaba geçelim. (Bu paragraftan sonraki beşinci paragrafta spoiler bulunmaktadır. Okumayanların dikkatine!)
Kitaba ilk başladığımda aşk romanı olacağını düşünmüştüm ama içerisinden sosyalizmden tutun da Nietzschecilik'e kadar uzanan fikir akımları, sınıf farklılıkları ve bu farklılıkların, her ne kadar bize öyle gelmese de insanı, suratında bomba patlatır gibi sarsan gerçekleriyle okura sunulmuş olması, kitabın sadece aşk anlatan bir kitap olmadığını anlamamı sağladı.
Kitapta ana karakterimiz Martin Eden bir denizci. Hayatı denizde geçmiş ve "alt sınıf" olarak nitelendirilen insan topluluğundan sadece bir birey. Alt sınıftaki insanlar toplumun iş gücünü oluşturduğundan dolayı sadece çalışmaya ve bunun karşılığında hak ettiklerinden çok daha az bir miktarda para kazanmaya mahkum insanlar ve buna karşı da çıkamıyorlar çünkü çıksalar aç kalacaklar, ne veriliyorsa onunla yetiniyorlar, zorundalar.
Alt sınıf dışında bulunan üst sınıf ise daha asilzade olarak görülmeleriyle beraber toplumun siyaset, hukuk, yönetim gibi bölümlerinde yer alan insanlar. Burjuva da denilen bu kesim alt sınıfa göre daha kültürlü olarak geçiyorlar. Okula gidiyorlar, telaffuzları ve gramerleri düzgün olan insanlar. Alt sınıf kesiminin ise çoğu okula gitmemiş, konumasında bozukluklar var ve gramer bilgisi yok.
Bir alt sınıf üyesi olan Martin Eden'in üst sınıftan bir kıza aşık olmasıyla birlikte kendini geliştirmesi ve çok daha kültürlü sandığı üst sınıfa çıkmaya çalışmasıyla başlıyor kitap. Fakat kitap dediğim gibi bir aşk kitabı değil. Aynı zamanda otobiyografik olan bir karakter gelişim kitabı. Biz kitap boyunca Martin Eden'ın giriştiği işleri, yazdığı