Victor Hugo'nun bu kitabını çocukken annemin bana aldığı çocuklara yönelik dünya klasikleri setinden hayal meyal hatırlıyordum.
Resimli sert kapaklı bir kitaptı. O zamanlar resimlerdeki hüzünlü tabloları ve içerigini cocuk aklıyla pek anlayamamıştım. Halamın bu çok acıklı bir kitap demesini ve o yönlendirmeylemi yoksa gerçektenmi öyle olduğunu hatirlamiyorum ama o yaşta bile beni hüzünlendirdiğini hatırlıyorum.
Şimdi ise aradan neredeyse 25 yıl gibi bir zaman geçtikten sonra birkaç günde bitirdiğim bu eserin o zamanki sert kapaklı kitap gibi gerçekten sert bir eser olduğunu anladım.
Bir insanın geçmişi devamlı kendisini takip ediyor ve yapılan bütün kötülüklere,haksizliklara,eziyetlere ve zulme karşı sadece ve sadece iyilikle aynı zamanda büyük fedakarlıklarla karşılık verişlerini hayretler içerisinde okudum.
Sonunda huzuru kendi içinde bulmasına rağmen onun hayatını okuyarak izleyen ben, başına gelen olaylara sinirlenmeden,hirslanmadan ve üzülmeden kendimi alamadim. Buna rağmen kendisi kitabın sonuna kadar bu kadar mağrur ve gururlu, iyilik timsali diyebileceğim bir insan olarak kalabilmeyi başardı. Ve bunları hayretler içerisinde izledim. Ama yinede bu kadar karamsılığıma bakmayın çünkü ona gereken değeri veren insanlarlada karşılaşıyor roman boyunca ve bu ona yetiyor da. Hiç unutamıyacağım bir roman karakteri Jean Valjean