“Cahillik mutluluktur” sözünün kitabı yazılmış. Bu kitabın geçtiği evrende halka zorla dayatılan hiçbir şey yok. İnsanlar düşünmeyi kendi kendine terk etmişler. Gerçeklerden kaçmışlar. Sonucunda ne mi olmuş? Senin yerine düşünen ekranlar. Dışarıda, evde, her yerde oynatılan görüntüler, insanlar, reklamlar. Her şey sanal. Sürekli bir yalancı meşguliyet hali. Oturup düşünecek veya dikkatini bir şeye vermeden bomboş oturacak bir saniyen bile yok. Bu yaşantı bana çok tanıdık geliyor. O yüzden bu kitap tam olarak distopya değil. Kısmen realite.
Kitap, iyice zıvanadan çıkan günümüz dünyasına karşı reçete olarak yazılmış sanki. Akıcı, rastgelelik ve kaosu derinlemesine hissettiren bir tarzı var.
Dili biraz yorucuydu. Bazen hikayelerin başlarında kendimi okumak için zorladığımı hatırlıyorum, fakat sonrasında bir anda akıcı geldiğini ve çabucak bittiğini söyleyebilirim. Genel olarak kitabın ana hikayesi ve yan hikayeleri kasvetli ve daraltıcı. Klasik bir kitap deneyimi vermiyor, ağızda farklı bir tat bıraktı. Soran olursa hoş bir kitaptı normalin dışına çıkmak istersen bakabilirsin diyeceğim türden. Jack London abimiz kadınlardan fazla çekmiş olucak ki, kitabın ana hikayesi ve çoğu yan hikayeleri de dahil olmak üzere olay akışını kadınlar etkiliyor, bitirebiliyor :)) Hatta iki büyük uçta gidip geliyor. Kadınlara tapar derecesine övgüler, ardından bu hayranlığın kendi sonunu getirmesinin şikayetleri.
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma