Yaşamak
Akşam güneşinin son ışınları parçalanıp dağılırken, küçük bir çiftlik evinin bacasından yükselen dumanlar gökyüzünde dans ediyordu.
Çocuklarına seslenen kadınların sesleri duyuluyordu.
Gübre taşıyan bir adam geçti yanımdan, yükünden gacır gucur sesler geliyordu. Tarlalar sessizliğe gömülüyordu. Güneş ışınları yavaş yavaş terk ediyordu tarlaları.
Karanlık gökyüzünden inerken, gözümü kırptığım anda alacakaranlığın uçup gideceğini biliyordum. Uçsuz bucaksız topraklann gürbüz göğsünü sergileyişini izliyordum. Davetkar bir çağrıydı. Bir annenin yavrusuna seslenişi gibi, topraklar geceyi çağırıyordu.